Erdoğan Diktatörlüğüne Karşı Kitlesel 1 Mayıs’a!

28.04.2016 | MİLİTAN
Erdoğan’ın IŞİD ve diğer taşeronları eliyle, 5 Haziran’dan bugüne yaptığı katliamların yarattığı korku, kitleleri daha da fazla eve hapsetmiştir. Bu nedenle, bir süredir yinelediğimiz kitlesel 1 Mayıs çağrımız, her zamankinden daha fazla önem taşıyor. Gezi’den bu yana evlerine çekilen kesimleri de en geniş katılımıyla 1 Mayıs’a çekmek zorundayız. Bu nedenle, zaten kitlelerin yeterince ilgi göstermediği Taksim çağrıları bu sene çok bir anlam ifade etmeyecekti. Böyle bir diktatörlük altında, yasal alanlardan sonuna kadar faydalanarak geniş kitleleri mücadeleye sevk etmek büyük önem taşımaktadır. İşçi sınıfının, Kürt halkının, kadınların, çocukların, Alevilerin, Ermenilerin, engellilerin, LGBTİ bireylerin ve diğer tüm ezilenlerin üzerindeki Erdoğan görünümlü sermaye diktatörlüğünü yok etmek için sokağa çıkmak, kendi gücümüzün bir kez daha farkına varmak; sömürgenlere, hırsızlara, katillere, tecavüzcülere, sübyancılara hesap sormak için 1 Mayıs’ta Bakırköy’e!

Devamını Oku

1 Mayıs ve Enternasyonal

28.04.2016 | Lev TROÇKİ
1 Mayıs bayramına atfedilen esas görev, ekonomik bir kategori olarak işçi sınıfını kelimenin sosyolojik anlamında işçi sınıfına dönüştürme, yani tüm çıkarlarının bilincinde olan ve proletarya diktatörlüğü ve sosyalist devrim için çabalayan bir sınıf yaratma sürecini kolaylaştırmaktı. Bu bakış açısına göre, 1 Mayıs’ta en uygun eylem tarzı sosyalist devrimi destekleyen gösteriler yapmaktı. Fakat işçi sınıfının o dönem geçmekte olduğu gelişme aşamasında, çoğunluk, sekiz saatlik işgünü talebinin önlerindeki görevi yerine getirmek için daha iyi bir cevap sunduğunu gördü. 1 Mayıs bayramı yavaş yavaş dünya proletaryasının mücadele aracı olmaktan çıktı ve tek tek her ülkenin işçilerinin kendi yerel çıkarları için verdikleri mücadelenin bir aracına dönüştü.

Devamını Oku

1 Mayıs Yazıları

28.04.2016 | Lev TROÇKİ
1 Mayıs gösterileri proletaryanın uluslararası ve ulusal durumundan bağımsız olarak her yıl belirli bir gün düzenlenmesi takvime bağlanmış geleneksel bir gösteridir. Fakat 1 Mayıs kutlamalarının tüm tarihine baktığımızda, hiçbir zaman işçi hareketinin gerçek seyrinin üzerine çıkamadığını, bilakis tamamen bu hareket tarafından belirlendiğini ve ona tabi olduğunu görüyoruz. 1 Mayıs barışçıl reformist çalışma yürüten partiler tarafından ilk baştan itibaren barışçıl eylemlere dönüştürülmüş ve böylece savaş öncesinde bütün devrimci niteliklerinden kopartılmıştı. Mektubun son satırlarında Muhalefet’in genel olarak işçi sınıfından, özel olarak da sınıfın öncüsünden asla ayrı duramayacağı –adeta bir ön kabul olarak– vurgulanmaktadır. Genel bir kural olarak söylersek, devrimciler hiçbir koşulda işçi sınıfının en mücadeleci kesiminden ayrı hareket edemezler.

Devamını Oku

1 Mayıs Coşkusuyla Meydanlara!

28.04.2016 | Militanlarımızdan

1 Mayıs sadece fabrikadaki işçinin değil aynı zamanda tarlada mahsulü yanmış köylünün, hayvanlarına yem alamayan, ektiği buğdayı veya patatesi yok pahasına satıp üzerine polisten tokat yiyen çiftçinin de isyanını haykırma günüdür. Ben alanlarda ezilen işçi arkadaşlarımın yanında olacağım, eğer senin içinde de birazcık haksızlığa uğramışlık duygusu varsa seni de 1 Mayıs alanına bekliyorum.

Devamını Oku

1 Mayıs: Mücadele Günü

28.04.2016 | Militanlarımızdan

İçinden geçtiğimiz günler hem biz işçilerin haklarına doğrudan saldırıların arttığı hem de toplumsal hayat içerisinde egemen görüşün yandaşı olmayanların her geçen gün daha fazla dışlandığı günler. Tam da bu yüzden 1 Mayıs’ı bir milat yapmak ve yalnız olmadığımızı, birarada ne kadar güçlü olduğumuzu göstermek için alanlarda buluşmaktan başka çaremiz yok.

Devamını Oku

Sosyalizm, Ulus-Devlet ve Enternasyonalizm

12.04.2016 | Sinan KARASU
Devrimin enternasyonalist önderlikle gerçekleştiği bir ülkede işçi ve emekçiler artık kendi “yurtsever” çıkarlarını düşünmezler. Onlar açısından yurt, ulus, bayrak vs. kavramları anlamını tüketmiştir. Bulundukları toprak parçası yalnızca basamaklardan biridir, dünya devriminin tamamlanmasındaki önem sırasına göre bir anlam taşır, o topraklar üzerinde yaşayanların toprağı olduğu için değil. Lenin’in sözleriyle: “Proleter enternasyonalizmi, ilkin bir ülkedeki proleter mücadelesinin çıkarlarının, dünya ölçüsündeki mücadelenin çıkarlarına bağımlı kılınmasını; ikincisi burjuvaziyi yenmekte olan ulusların, uluslararası sermayenin devrilmesi için ulusal planda en büyük fedakârlıklara katlanmaya hazır olmalarını gerektirir.” Sosyalizme ulaşmak için stratejik açıdan ya da güçler dengesi bakımından daha önemli bir ülke (devrimci mevzi) diğerinden daha değerlidir.

Devamını Oku

Ensar Vakfı Savunması ve Çürüyen Diktatörlük

12.04.2016 | Militanlarımızdan

Gezi döneminde, “Gezi Parkı’nda fuhuş yapılıyor” diyen vakfın tüm pislikleri dökülmeye başladı. Bu pislikleri yaratan, geliştiren iktidar kendi çocuklarını sahiplenme pişkinliğini göstermekten çekinmiyor bile. Emine Erdoğan Ankara’da yapılan “Tarihimizde İz Bırakan Valide Sultanlar” isimli etkinlikteki konuşmasında, haremi kadınlar için okul olarak tanımladı ve kadınların kendine örnek alacağı bir yer olarak gösterdi. Erdoğan rejimi için kadınlar erkeğin kölesi olması gereken varlıklardır.

Devamını Oku

Taşeronda Kadro Yalanı

12.04.2016 | Militanlarımızdan
Özel sözleşmeli personel olarak sunulan yeni statü, taşeronun kamudaki yeni isminden başka bir şey değildir, çünkü özel sözleşmeli personel 3 yılda bir sözleşme yapacaktır. Yani, kalıcı bir iş güvencesi yoktur. Belirtilen maddelerden “12 ay boyunca görev yapıyor olması”, taşeron işçilerin kadroya alınmasını daha baştan engelleyen bir durumdur, çünkü kamuda taşeron firmalar işçilere 10-11 aylık sözleşme imzalatır. Kıdem tazminatı vb. yasal hakları işçilerin kazanmasını engellemek için 12 aylık süreyi dondurmasına izin vermez. Bir diğer madde olan “devlet memuru olmanın getirdiği güvenlik araştırmalarında sorun yaşanmaması” maddesinin açıklaması şudur: Hükümete muhalif biriysen, eğer oyunu AKP’ye vermediysen sana iş de kadro da yok! Taşerona kadro yalanı, asgari ücrete zam aldatmacasından farksızdır.

Devamını Oku

Ensar Vakfı Rezaleti – İslamcı Sapıklardan Ülkeyi Temizleyelim!

28.03.2016 | Vedat AKIN

Ülke tam anlamıyla bir ahıra dönmüş durumda. Altı yaşındaki kız çocuklarıyla evlenme izni verenden Kuran kursunda tecavüze, çocuk pornocusu ilahiyatçı profesörden pedofil Kızılay başkanına, daha çok cahil nesil isteyen rektörden daha nicelerine… Bu kokuşmuş listeye, 9-10 yaşlarında 45 çocuğa Ensar Vakfı ve Karaman Anadolu İmam Hatip ve İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği’nde (KAİMDER) dinî eğitim senaryosu altında tecavüz de eklendi.

Devamını Oku

Çocuk Pornosu, Pedofili ve Bir İlahiyatçının Ahlâkı

30.12.2015 | Militanlarımızdan

Birçok ülkenin 2004 yılında imzaladığı Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi’ni, Türkiye tam 6 yıl sonra, basında çıkan “17 aylık bebeğe tecavüz” haberlerinin baskısına dayanamayarak, 2010 yılında imzaladı. Yani bundan beş yıl önce bilgisayarına çocuk pornosu indiren kişiler FBI tarafından tespit edilemiyordu. Bu durum iktidarın konuya yönelik tutumunu gözler önüne seriyor. Ceza sisteminde dikkati çeken önemli bir nokta var. Çocuk pornosu çeken ve yayımlayan kişilere 16 yıla kadar hapis cezası verilirken, izleyen ya da temin eden kişilerin aldıkları ceza 2 ila 5 yıla kadar hapis! Bu insanlık dışı görüntüleri izleyen kişilerin işlediği suç neden daha az olsun?

Devamını Oku

BROŞÜRLERİMİZ Broşürlerimizin PDF versiyonlarını buradan indirebilirsiniz.