Dokunulmazlık Tiyatrosu

11.05.2016 | Militanlarımızdan

7 Haziran seçim yenilgisinden sonra, Kürt halkına karşı başlattığı sömürgeci savaşa ara vermeyen Erdoğan diktatörlüğü, yeni hedef olarak, Kürt halkının büyük mücadeleler ve bedeller ödeyerek kazandığı parlamenter temsiliyet hakkına karşı saldırı başlattı. HDP’li vekilleri parlamento dışı bırakma çalışması, tüm toplumsal muhalefeti etkisiz hale getirme girişimidir. Erdoğan diktatörlüğünün güçlenmesini, tek tartışılmaz otorite haline gelmesini sağlar.

7 Haziran seçim yenilgisinden sonra, Kürt halkına karşı başlattığı sömürgeci savaşa ara vermeyen Erdoğan diktatörlüğü, yeni hedef olarak, Kürt halkının büyük mücadeleler ve bedeller ödeyerek kazandığı parlamenter temsiliyet hakkına karşı saldırı başlattı. 1 Kasım seçimlerinden, tüm baskı ve devlet terörüne rağmen HDP yüzde 10,8 oy alarak meclise 59 vekil sokmayı başarmıştır. Kürt illerinde savaş arttıkça, Kürt halkına karşı baskı, asimilasyon, imha, inkâr politikaları da hız kesmeden devam etti. Çözüm süreci buzdolabına kaldırıldı; çocuk cesetleri buzlukta saklanmak zorunda kaldı. Mecliste ve meclis dışında, AKP’nin bu kirli savaş politikalarını HDP teşhir etti. Hiçbir muhalefet kaldıramayan saray rejimi, parlamentoda Kürt halkının sesi olan vekillere karşı yeni bir operasyon başlattı. Hedefi HDP’li vekilleri parlamento dışı bırakarak, Kürt halkının meşru haklı taleplerini marjinal konumuna düşürmekti.

Dokunulmazlık saldırısı muhalefeti MHP ve CHP gibi rejime koltuk değneği olacak pozisyonda bırakma girişimidir. Anayasa Komisyonu AKP’li 316 vekilin imzasını taşıyan ve fezlekesi bulunan bir anayasa değişikliği teklifinde bulundu. Teklif AKP, CHP ve MHP’nin desteğiyle kabul edildi. Fezlekenin yapıldığı görüşmeler esnasında HDP’li vekillere AKP’li vekiller saldırıda bulundu. HDP, grup başkanvekili İdris Baluken hastaneye kaldırıldı. HDP’li vekiller “Burada bir tiyatro oynanıyor, bunun figüranı olmayacağız.” diyerek komisyon görüşmelerini protesto ederek terk etti. Kürt halkının parlamenter iradesi artık sarayın saldırısı altında. Türkiye siyasi rejimi yıllardır, Kürt halkının parlamentoda temsil edilmesini engellemek için, sürekli olarak engelleme girişimlerinde bulundu. 1994 yılında DEP’li vekiller, parlamentodan apar topar alınıp, zindana atılmıştı. Ama bu hiçbir şekilde Kürt halkının mücadelesini durduramadı. Yıllardır Kürt halkının ulusal taleplerini dile getiren tüm siyasi partiler, kapatma girişimleriyle karşı karşıya kaldı. Kürt halkının parlamentoda temsil edilmesini engellemek için, 12 Eylül faşist darbesinin ürünü olan yüzde 10 seçim barajı hep yerinde durdu. “SENİ BAŞKAN YAPTIRMAYACAĞIZ” çıkışıyla 7 Haziran seçimlerinde Kürt halkı baraj engelini aşmış ve Erdoğan’ın başkanlık hayalini başka bahara ertelemesine neden olmuştur.

En çok tartışılan CHP’nin AKP’yi destekleyen bir tavır takınmasıydı. Peki, CHP şaşırttı mı? CHP’den farklı bir tutum sergilemesi beklenebilir miydi? Her şeyden önce CHP sol bir parti değildir. Sermayenin ve statükocu despotik devlet geleneğinin en köklü temsilcisidir. Kürt siyasi hareketiyle ortak tutum sergilememek için, cumhuriyet ve laiklik gibi temel paradigmalarının en büyük düşmanına dahi açık destek vermekten çekinmemiştir. AKP’yi yıllardır iktidarda tutan, CHP’nin muhalefetidir. CHP kendi ayağına sıkmıştır. AKP, HDP ile hesaplaştıktan sonra sıra CHP’ye gelecektir. CHP’den sol çıkışlar beklemek hayal kırıklığı dışında hiçbir şey getirmez. Avrupa’daki CHP benzeri sosyal-demokrat partiler dahi her geçen gün sağa kaymaktadır. İngiltere İşçi Partisi, Fransa’da hâlâ iktidarda olan Sosyalist Parti, Almanya’da Merkel ile koalisyon ortaklığı yapan SPD, işçi sınıfının yaklaşık iki yüz yıldır dişe diş mücadelelerle kazandığı tüm haklarını gasp etmeye çalışmaktadır. Direnişleri en sert devlet terörüyle bastırmaya çalışmaktadırlar. Neo-liberal dalga tavan yaptıkça, kapitalizm dönemsel krizlerden çıkış yolu olarak savaşları aradıkça, bir zamanlar sol pozlara bürünen burjuva partilerini de sistemin muhafazakâr partileriyle aynılaştırmaktadır.

HDP’li vekilleri parlamento dışı bırakma çalışması, tüm toplumsal muhalefeti etkisiz hale getirme girişimidir. Erdoğan diktatörlüğünün güçlenmesini, tek tartışılmaz otorite haline gelmesini sağlar.

Bursa’dan Militan Bir İşçi