Kölelik Yasasını Tanımayalım, Örgütlenelim!

11.05.2016 | Berna IRMAK
Özel istihdam büroları Avrupa’da son on yıldır yaşanan ve olumsuz sonuçları görülen bir gerçek. Ken Loach’un İşte Özgür Dünya filminde de özel istihdam bürolarının aslında köle pazarı anlamına geldiği çok güzel anlatılıyordu. Şimdi aynı film Türkiye işçi sınıfı için de çekilmeye çalışılıyor. Bir yandan bu yasayı çıkaran hükümet diğer yandan kamu spotları yoluyla yine Avrupa’nın son on yıldır gündeminde olan bir kavramı Türkiye’ye sokmaya çalışıyor: Güvenceli esneklik. Gece yarısı yayınlanan spotlarda esneklik bir tercih gibi gösterilirken, karşılığında güvence verildiği iddia ediliyor. Oysa hepimiz biliyoruz ki, kendi belirlediğin koşullarda çalışamadığın sürece, ki kapitalizmde bu imkânsızdır, esneklik güvencesizlikle eşanlamlı bir kelimedir.

Seçimlerin ardından AKP hükümetinin gündeminde yine ve değişmez şekilde işçi haklarına saldırı yer alıyordu. Bunun en önemli ayağı olan özel istihdam büroları yasası 5 Mayıs gecesi göz açıp kapayıncaya kadar meclisten geçti. Yeni yasa ile güvencesiz çalıştırma olağan bir iş ilişkisi haline getiriliyor. Tüm dünyada yaygınlaşan neoliberal politikaların bir uzantısı olan bu yasa, yirmi birinci yüzyılda çalışma yaşamını köle pazarına dönüştürmenin bir aracı olarak kullanılıyor.

AKP oylarıyla bir gecede geçirilen yasayla yapılmak istenen zaten fevkalade güvencesiz olan iş yaşamını daha da kuralsız hale getirerek alabildiğine dizginsiz bir sömürü düzeni yerleştirmektir. Yasa sayesinde özel istihdam büroları üzerinden işçi kiralanabilecek ve bu durum asıl patrona pek çok yükümlülükten kaçma imkânı tanıyacak.

Özel istihdam büroları Avrupa’da son on yıldır yaşanan ve olumsuz sonuçları görülen bir gerçek. Ken Loach’un İşte Özgür Dünya filminde de özel istihdam bürolarının aslında köle pazarı anlamına geldiği çok güzel anlatılıyordu. Şimdi aynı film Türkiye işçi sınıfı için de çekilmeye çalışılıyor. Bir yandan bu yasayı çıkaran hükümet diğer yandan kamu spotları yoluyla yine Avrupa’nın son on yıldır gündeminde olan bir kavramı Türkiye’ye sokmaya çalışıyor: Güvenceli esneklik. Gece yarısı yayınlanan spotlarda esneklik bir tercih gibi gösterilirken, karşılığında güvence verildiği iddia ediliyor. Oysa hepimiz biliyoruz ki, kendi belirlediğin koşullarda çalışamadığın sürece, ki kapitalizmde bu imkânsızdır, esneklik güvencesizlikle eşanlamlı bir kelimedir.

Diğer yandan, yasa gerekçesi olan ev içi emeğin ve tarım işçilerinin artık çok daha güvencesiz hale geleceğini de unutmamalıyız.

Biz işçi ve emekçiler köle değiliz. Hangi patrona bağlı olduğumuz belli olmadan geçici sürelerle kiralanmayı ve tüm haklarımızdan mahrum bırakılmayı kabul etmemeliyiz.

Tam da bu yüzden bu kölelik yasasını tanımıyoruz demek ve işyerlerimizde bu yasanın sonuçlarına karşı mücadele etmek bugün önümüzdeki en büyük görevlerden biridir. Zaten güvencesiz olan çalışma koşullarımızı daha da kuralsız ve esnek hale getiren bu yasayı tanımadığımızı ve hayata geçirilmesine karşı en büyük gücümüzün işyerlerimizde örgütlenmek olduğunu biliyoruz. Tüm işçi sınıfını işyerlerimizde kölelik uygulamalarına karşı örgütlenmeye, “köle değil işçiyiz” demeye çağırıyoruz.

10 Mayıs 2016