1 Mayıs: Mücadele Günü

28.04.2016 | Militanlarımızdan

İçinden geçtiğimiz günler hem biz işçilerin haklarına doğrudan saldırıların arttığı hem de toplumsal hayat içerisinde egemen görüşün yandaşı olmayanların her geçen gün daha fazla dışlandığı günler. Tam da bu yüzden 1 Mayıs’ı bir milat yapmak ve yalnız olmadığımızı, birarada ne kadar güçlü olduğumuzu göstermek için alanlarda buluşmaktan başka çaremiz yok.

Hizmet sektöründe çalışan bir işçi olarak 1 Mayıs’ın yaklaşmasıyla birlikte işyerinde iş arkadaşlarımla birlikte bu günün anlamı ve neden katılmamız gerektiği üzerine tartışmaya başladık. Tartışmayı anlatmadan önce çalışma koşullarımız hakkında biraz bilgi vermekte fayda var. Bizler günde 11 saat çalışıyor ve sektörün genelinin sigortasız olmasından faydalanan patronumuz nedeniyle günlük ücret karşılığı çalıştırılıyoruz. Sigorta ya da mesai ücreti talep ettiğimiz takdirde patronumuz bize diğer işyerlerinin de benzeri koşullarda çalıştığını, hattâ kendisinin piyasanın üzerinde bir ücret “verdiğini” söylüyor. Sosyal haklar üzerinden başlayan her konuşma aslında kendisinin de bundan ne kadar rahatsız olduğu ama genel düzenin böyle olduğu safsatalarıyla ilerliyor; fakat elimizde kuru günlük ücretimizden başka bir şey kalmıyor.

1 Mayıs ile ilgili konuştuğum iş arkadaşlarım ilk olarak “bizim çalışma koşullarımız aynı kaldığı sürece katılsak ne değişecek ki?” sorusunu sordular ve bence gayet de haklıydılar ama sanırım bu sorunun iki cevabı var. Birincisi 1 Mayıs’ın kitlesel bir şekilde geçmesi aslında genel olarak patronlar sınıfına verilen çok güzel bir yanıt. Aslında biz işçi ve emekçilerin “sen engellemek için her şeyi yapsan da bak ben tüm riskleri alarak oradayım, kardeşlerimin yanındayım” demesi tahminimizden daha büyük bir anlam taşıyor, daha büyük bir korku yaratıyor. İkincisiyse çok daha anlamlı bir tepki aslında. 1 Mayıs’a katılan bir işçi için artık diğer günler de sıradan çalışma günleri olmaktan çıkıyor. 1 Mayıs hem hayatın genelinde hem de işyerinde verdiğimiz mücadelenin bir ilk günü niteliğini taşıyor. Dolayısıyla iş arkadaşlarımın “ama bizim çalışma koşullarımızda bir şey değişmeyecek ki” yaklaşımı burada anlamsızlaşıyor çünkü 1 Mayıs’a mücadele ederek sınıf kardeşleriyle giren bir işçinin yılın diğer günlerinde de çalışma ve hayat koşullarını değiştirmek için mücadele etmesi gerektiğini bilen bir işçi olması (ya da ona dönüşmesi) anlamına geliyor.

İçinden geçtiğimiz günler hem biz işçilerin haklarına doğrudan saldırıların arttığı hem de toplumsal hayat içerisinde egemen görüşün yandaşı olmayanların her geçen gün daha fazla dışlandığı günler. Tam da bu yüzden 1 Mayıs’ı bir milat yapmak ve yalnız olmadığımızı, birarada ne kadar güçlü olduğumuzu göstermek için alanlarda buluşmaktan başka çaremiz yok.

1 Mayıs birlik, dayanışma ama en çok da MÜCADELE günü.

Bunu dosta ama daha çok da düşmana göstermek için alanlara.

Yaşasın 1 Mayıs!

Yaşasın işçilerin bayramı!