Ensar Vakfı Savunması ve Çürüyen Diktatörlük

12.04.2016 | Militanlarımızdan

Gezi döneminde, “Gezi Parkı’nda fuhuş yapılıyor” diyen vakfın tüm pislikleri dökülmeye başladı. Bu pislikleri yaratan, geliştiren iktidar kendi çocuklarını sahiplenme pişkinliğini göstermekten çekinmiyor bile. Emine Erdoğan Ankara’da yapılan “Tarihimizde İz Bırakan Valide Sultanlar” isimli etkinlikteki konuşmasında, haremi kadınlar için okul olarak tanımladı ve kadınların kendine örnek alacağı bir yer olarak gösterdi. Erdoğan rejimi için kadınlar erkeğin kölesi olması gereken varlıklardır.

Karaman’da faaliyet yürüten Ensar Vakfı’nın evlerinde kalan 45 öğrencinin cinsel istismara maruz kaldığı ortaya çıkınca, önce bu haberi gündemden düşürmeye çalıştılar. İstenilen sonuç alınamayınca, havuz medyası ve AKP iktidarı kendi zihniyetiyle Ensar Vakfı’nı temize çıkarma hamlelerinde bulundu. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Semra Ramazanoğlu “Buna bir kere rastlamış olması, hizmetleriyle ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz. Biz Ensar Vakfı’nı tanıyoruz, hizmetlerini de takdir ediyoruz” açıklamasında bulundu. Bunun üzerine “bir kere istifa et!” diyenlerin tepkisi büyüyünce, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı açıklama yapmak zorunda kaldı. Açıklama, her zamanki, adice, suçu başkasına atan türdendi. Bakanlık, bakanın sözlerinin ülkeyi karalamak isteyenler tarafından çarpıtıldığını ileri sürdü. Kısa bir süre öncede Diyanet “ensest fetvası” vermişti. Tecavüzcüleri, kadın katillerini sürekli koruyan ve sahiplenen AKP iktidarı bu sefer de şaşırtmadı. “Dindar bir nesil yetiştirme” hedefini çok sık dile getiren Erdoğan, tecavüzcülerin ve kadın cinayetlerinin önünü açan sapkın bir nesil yetiştiriyor.

Gezi döneminde, “Gezi Parkı’nda fuhuş yapılıyor” diyen vakfın tüm pislikleri dökülmeye başladı. Bu pislikleri yaratan, geliştiren iktidar kendi çocuklarını sahiplenme pişkinliğini göstermekten çekinmiyor bile. Emine Erdoğan Ankara’da yapılan “Tarihimizde İz Bırakan Valide Sultanlar” isimli etkinlikteki konuşmasında, haremi kadınlar için okul olarak tanımladı ve kadınların kendine örnek alacağı bir yer olarak gösterdi. Erdoğan rejimi için kadınlar erkeğin kölesi olması gereken varlıklardır.

Türkiye’de burjuva gericiliği, sendikasızlaştırma, kıdem tazminatı hakkının gasp edilmesi, taşeron çalışmanın ve kiralık işçiliğin yasalaştırılması gibi uygulamalarla emekçi kitleleri baskı altına alırken, sömürü düzeninin devamı için böylesi vakıflar aracılığıyla kurduğu ideolojik egemenlik ile rıza üretmeye çalışmaktadır. Yoksulluk ve geçim sıkıntısı nedeniyle çocuklarını bu tarz vakıflara göndermek zorunda bırakılan emekçi kitleler, böylesi vakıflarda ve yurtlardaki ahlaksızca uygulamaları kabullenmeleri için dinsel gericilikle ehlileştirilmeye çalışılmaktadır. Çocuklara yönelik kıyımlar artık gözden saklanamaz duruma geldiğinde ise, önce olaylar münferit birer vaka gibi gösterilmeye çalışılarak böylesi kurumlar aklanmaya çalışılmaktadır. AKP iktidarı ve havuz medyası, zenginliği, Osmanlı gibi saraylarda ve haremlerde kutsamaya çalışmaktadır; burjuva yaşamlar emekçi kitlelerin gözünü kamaştırmaktadır. Gerçekte egemenler sefahat içindeki bu yaşamı, işçi sınıfını sefalete sürükledikleri için sürdürebilmektedir. Ancak böylesi ahlaksızlıklar ortaya çıktığında rıza üretmek için dini kullanmaktadır.

Bursa’dan Bir Eğitim Emekçisi Kadın