Çocuk Pornosu, Pedofili ve Bir İlahiyatçının Ahlâkı

30.12.2015 | Militanlarımızdan

Birçok ülkenin 2004 yılında imzaladığı Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi’ni, Türkiye tam 6 yıl sonra, basında çıkan “17 aylık bebeğe tecavüz” haberlerinin baskısına dayanamayarak, 2010 yılında imzaladı. Yani bundan beş yıl önce bilgisayarına çocuk pornosu indiren kişiler FBI tarafından tespit edilemiyordu. Bu durum iktidarın konuya yönelik tutumunu gözler önüne seriyor. Ceza sisteminde dikkati çeken önemli bir nokta var. Çocuk pornosu çeken ve yayımlayan kişilere 16 yıla kadar hapis cezası verilirken, izleyen ya da temin eden kişilerin aldıkları ceza 2 ila 5 yıla kadar hapis! Bu insanlık dışı görüntüleri izleyen kişilerin işlediği suç neden daha az olsun?

[Erdoğan'ın emireri olan ahlaksızların yasak getirdiği bu yazıyı, sapık ilahiyatçının Ensar Vakfı'yla bağının ortaya çıkması vesilesiyle tekrardan yayınlıyoruz. Utancından sitesini kapatıp kaçan Ensar Vakfı sapıklarıyla karıştırmayın bizi! Tüm görüşlerimizin arkasındayız. Siz yasaklayın, biz yine geliriz!]

Trakya Üniversitesi öğretim üyesi ve rektör yardımcısı ilahiyatçı Prof. Dr. Hüseyin Sarıoğlu hakkında, evindeki bilgisayardan çocuk pornosu indirdiği ve depoladığı iddiasıyla adli soruşturma başlatıldı. ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) verdiği IP numarasına kayıtlı adrese baskın yapan polis, öğretim üyesinin kişisel bilgisayarında çok sayıda çocuk pornosu içerikli doküman buldu.

Yıllarca ilahiyatçılar veya din bezirgânlığı yapan kesimler tarafından gerçekleştirilen sayısız taciz ve tecavüz olayına şahit olduk. Elbette bu sadece bizim görebildiğimiz haberlerle sınırlı değil. Trakya Üniversitesi’ndeki olayla birlikte “ahlaklı olmanın yeter şartı dindir” düşüncesinin ne kadar sahte olduğu bir kez daha kanıtlanmış oldu.

Geçtiğimiz Kasım ayında ABD’de yapılan bilimsel bir çalışmanın sonuçlarını Chicago Üniversitesi’nden sinirbilimci Prof. Jean Decety şöyle açıklıyor:

Bulgularımız, inançlı ailelerden gelen çocukların daha fedakâr ve diğerlerine daha kibar olduğu yönündeki popüler kanıyla çelişiyor. Çalışmamızda, ateist ya da inançsız ailelerin çocukları aslında daha cömert.

Öte yandan bu haber, her türlü cinsel sapkınlığın daima cahil insanlara özgü olduğunu düşünen kimileri için de bir cevap niteliğindedir. Sapkınlığın eğitimle, kültürle, statüyle bir alakası olmadığı gün gibi aşikârdır.

Çocuk pornosu izlemek, taciz, birilerine laf atmak gibi ahlaka aykırı kabul edilen davranışların, neden özellikle erkekler tarafından gerçekleştirildiğini de düşünmemiz gerekiyor.

Trakya Üniversitesi öğrencileri arasında büyük yankı uyandıran bu haber farklı kesimlerce farklı yorumlandı. Kimileri büyük tepkiler verip lanetlerken, kimileri ilahiyatçı olmasından dolayı şaşırdı. Bazılarıysa sırf ilahiyatçı olduğu için bu durumu pedofili (yani bir hastalık) olarak yorumlamayı tercih etti.

Pedofili, kişide ergenlik dönemine girmemiş bir çocukla cinsel etkinlikte bulunma ile ilgili dürtülerin ya da davranışların ortaya çıkmasıdır. Ayrıca pedofilik bireyler psikiyatrik hastalar oldukları için içe kapanıklık ve sosyal açıdan olgunlaşmamış kişilik özelliklerine sahip olmak gibi başka birçok durumu içlerinde barındırdıklarından, cinsel sapkın kişilerden ayrılırlar. “Çocuk gelinler” başlıklı tartışmalarda çoğu kez konu edilmesine rağmen tanımından da anlaşılacağı gibi çocuk pornosu izleme, taciz ve tecavüz gibi olayların pedofiliyle açıklanacak bir yanı yoktur.

Sınıflı toplumların ortaya çıkışıyla birlikte oluşan erkek egemen toplum ve onun yansımaları, her geçen gün artan taciz, tecavüz ve kadın cinayetlerinin temelini oluşturmaktadır. Dünyanın birçok yerinde yinelenen bu vahşet bugünün toplum işleyişiyle çözülemez. Kıtadan kıtaya farklı derecelerde hissettiğimiz erkek egemenliği, her sorununu daha büyük bir sorun yaratacak şekilde çözen sınıf temelli toplumla ortadan kaldırılamıyor, çünkü hangi taşın altına baksak orada belirleyici olarak sınıfların ortaya çıkmasını buluyoruz. Kadının tarihsel yenilgisi, erkeklerin kadın cinsi üzerinde baskı kurma hakkı olduğu yanılgısının temelini oluşturmuştur. Modern toplum ise zaman zaman kadın bedenini kâr nesnesi olarak, zaman zaman da ayıplama aracı olarak gören gerici fikirlerle işini görmüştür. Dahası bu kokuşmuş sistemine çocuk bedenlerini de alet etmiştir.

Kadın sorununun ülkemizdeki geldiği aşamaysa içler acısıdır. Erdoğan diktatörlüğünün cinsel suçlarla ilgili cezasızlık (ve teşvik) temelli yaklaşımı çocuk pornosu izlemek, taciz ve tecavüz haberlerinin sayısındaki artışı hatırı sayılır bir şekilde körüklemiştir.

Birçok ülkenin 2004 yılında imzaladığı Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi’ni, Türkiye tam 6 yıl sonra, basında çıkan “17 aylık bebeğe tecavüz” haberlerinin baskısına dayanamayarak, 2010 yılında imzaladı. Yani bundan beş yıl önce bilgisayarına çocuk pornosu indiren kişiler FBI tarafından tespit edilemiyordu. Bu durum iktidarın konuya yönelik tutumunu gözler önüne seriyor.

Ceza sisteminde dikkati çeken önemli bir nokta var. Çocuk pornosu çeken ve yayımlayan kişilere 16 yıla kadar hapis cezası verilirken, izleyen ya da temin eden kişilerin aldıkları ceza 2 ila 5 yıla kadar hapis! Bu insanlık dışı görüntüleri izleyen kişilerin işlediği suç neden daha az olsun?

Kadın cinayetleri de çocuk istismarı da bu sistemin yarattığı sorunlardır. Kâr odaklı sınıflı toplum ortadan kalkmadığı sürece, insanların bu tür suçlara yeltenmesi de engellenemeyecektir.

Edirne’den Bir Kadın Öğrenci