Akademisyenler Tekrar Sarayın Hedef Tahtasında

28.03.2016 | Militanlarımızdan
Barış İçin Akademisyenler Girişimi’nin 1128 akademisyenin imzasıyla yayınlanan “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisinin ardından Erdoğan ve onun savaş propagandası birimine dönüşmüş medyası, tüm gücüyle onları hedef tahtası yaptı. Tek talepleri barış olan akademisyenler, gözaltı, tutuklama ve işten atılma gibi saldırılara maruz kaldılar. Devlet üniversitelerinde 9 akademisyen işten çıkarıldı, 5′i istifa etti, toplam 464 soruşturma, 27 uzaklaştırma gerçekleşti. Vakıf üniversitelerinde ise 21 akademisyenin işine son verildi.

Barış İçin Akademisyenler Girişimi’nin 1128 akademisyenin imzasıyla yayınlanan “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisinin ardından Erdoğan ve onun savaş propagandası birimine dönüşmüş medyası, tüm gücüyle onları hedef tahtası yaptı. Tek talepleri barış olan akademisyenler, gözaltı, tutuklama ve işten atılma gibi saldırılara maruz kaldılar. Devlet üniversitelerinde 9 akademisyen işten çıkarıldı, 5′i istifa etti, toplam 464 soruşturma, 27 uzaklaştırma gerçekleşti. Vakıf üniversitelerinde ise 21 akademisyenin işine son verildi.

Barış için Akademisyenler Girişimi “Tüm tehditlere rağmen geri adım atmayacağız” başlıklı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Bu basın açıklamasının ardından üç akademisyen (Esra Mungan, Muzaffer Kaya, Kıvanç Ersoy) hakkında tutuklama kararı çıktı. Tutuklama gerekçesi olarak 10 Mart tarihli basın açıklaması gösterildi. Gözaltıdan mahkemeye sevk edilme sürecine dek avukatları ile görüşmelerine dahi izin verilmedi.

Her şeyi denetim altında tutmak isteyen, kendi kontrolü dışında hiçbir şeyin gelişmesini istemeyen Erdoğan diktatörlüğü, her geçen gün daha da derinleşen bir yönetememe krizi yaşamaktadır. Erdoğan rejimi pamuk ipliğine bağlıdır, kendisine karşı gelişebilecek hiçbir muhalefeti kaldıracak gücü kalmamıştır. Bunun sonucu olarak her geçen gün daha da otoriterleşerek, militarist politikaları uygulamaya koymaktadır. Erdoğan diktatörlüğü, tehdit ve kendisine muhalif tüm kesimleri hedef göstererek ve bu hedef gösterme üzerinden kutuplaştırma politikası güderek iktidarını devam ettirmektedir. “Ya bizim yanımızda yer alacaksınız ya teröristlerin!” çıkışı bunun en uç örneklerindendir. Türk Metal toplantısında Renault işçilerini hedef göstermesi, kamu kuruluşlarında fişlemeler, tüm demokratik hakların kullanılmasını engelleme, HDP’li vekilleri sürekli dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla tehdit etme girişimleri sürmektedir. Sonuç olarak Erdoğan için, kendinden olmayan her kesim düşmandır. Kapitalizmin derinleşen ekonomik krizi ve Ortadoğu üzerinden derinleşen emperyalist savaş, buna paralel olarak, demokratik hakları ve işçi sınıfının tüm kazanımlarını bir bir yok etmektedir. Savaş, diktatörlük, terörizm dünya ölçeğinde artıyor. Bunların işçi sınıfına yansıması; sosyal yıkım, işsizlik, var olan tüm demokratik ve ekonomik kazanımların rafa kaldırılması olarak dönüyor. İçeride ve dışarıda savaş politikaları hız kesmeden artıyor.

Üniversitelerdeki bilim emekçileri, yoksulların evlerine barışın gelmesi için, sarayın politikalarına itiraz etmek gibi demokratik bir haklarını kullanmak istemişlerdir. Üniversitenin iktidarın borazanı haline getirilmesine karşı çıkmışlardır. Tutuklanan akademisyenler, sadece bu bildiriye imza atarak muhalif olan kişiler de değildir. Aynı zamanda bilim emekçisi olarak çalıştıkları üniversitelerde yemekhane ve temizlik gibi alanlarda taşeron çalışmaya karşı örgütlenmelerde aktif yer alarak, yönetimin hedef tahtasına oturmuşlardır.

Saray bize savaş ilan etmiştir. Burjuvazi bizi kavgaya davet etmiştir; davetleri kabulümüzdür.

Gerçek bir demokrasi ve kalıcı barış ancak, savaşın nedeni olan kapitalizmin aşılmasıyla son bulacaktır. Bunun için işçi sınıfının enternasyonal düzeyde mücadelesini örgütlemek hayati bir önemdedir.

Bursa’dan Militan Bir İşçi