Kıdem Tazminatına Dokundurmamak İçin Mücadeleye!

02.02.2016 | Taylan YÜCEL
1937 yılından beri, Türkiye işçi sınıfı kıdem tazminatı hakkını kullanıyor ya da kullanmaya çalışıyor. Uzun yıllardır, patronlar ve hükümet, kıdem tazminatının fona dönüştürülmesi gerektiğini savunuyor. Önceki yıllarda bu hakkın gaspına yönelik girişimlerde bulunulsa da, azımsanmayacak bir işçi muhalefetiyle karşılaşılmasından dolayı, saldırı geçici olarak rafa kaldırılmıştı. Lâkin Başbakan yardımcısı Lütfü Elvan, Şubat sonuna kadar, yasal düzenlemeyi çıkaracaklarını belirtti. İşçi sınıfının elinde kalan son kazanımlardan biri olan kıdem tazminatı, bugün her zamankinden daha güçlü bir tehdit altında.

1937 yılından beri, Türkiye işçi sınıfı kıdem tazminatı hakkını kullanıyor ya da kullanmaya çalışıyor. Uzun yıllardır, patronlar ve hükümet, kıdem tazminatının fona dönüştürülmesi gerektiğini savunuyor. Önceki yıllarda bu hakkın gaspına yönelik girişimlerde bulunulsa da, azımsanmayacak bir işçi muhalefetiyle karşılaşılmasından dolayı, saldırı geçici olarak rafa kaldırılmıştı. Lâkin sermayenin kıdem tazminatı hakkına yönelik planları hiçbir zaman son bulmadı. Sermaye yoğun bir işçi muhalefeti ile karşılaşmadan, rahatça saldırıyı gerçekleştireceği zaman ve koşulları arayan bir perspektifle pusuda bekleyişini sürdürmektedir. Başbakan yardımcısı Lütfü Elvan, Şubat sonuna kadar, yasal düzenlemeyi çıkaracaklarını belirtti.

1 Kasım seçim gaspından sonra Erdoğan diktatörlüğü güç kazandı. Silvan, Sur, Cizre başta olmak üzere Kürt illerinde başlattığı topyekûn savaşla, toplumsal muhalefetin tamamını bastırıp, kendisine karşıt hiçbir unsura nefes aldırmayan bir sürece girildi. Toplumsal muhalefetin bu kadar diplerde olduğu bir dönem, kıdem tazminatına yapılacak saldırı için, en uygun zamandır.

Kıdem Tazminatı Nedir?

“Kıdem Tazminatı; işçinin işini kaybetmesi durumunda, o işyerindeki bedensel yıpranmanın karşılığı ve işyerine bulunan katkı nedeniyle, yeni bir iş bulmada karşılaşabileceği zorluklar göz önünde bulundurularak; işten çıkarılan işçinin işsiz kalacağı sürede yada emeklilik durumunda belli bir parasal güvenceye kavuşması amacıyla yapılan bir ödeme türüdür”

“1457 sayılı kanuna göre; işyerinde en az tam bir yıl çalışmış olmak koşuluyla, patron tarafından haklı bir sebep olmadan işten çıkarılma halinde, işçinin haklı bir sebeple işi bırakması halinde, emeklilik, işyerinin taşınması, işçinin askere gitmesi, kadın işçinin evlenmesi ve benzeri hallerde ödenmektedir; işçi çalıştığı yıl kadar bir brüt ücret almaktadır”[1]

Kıdem tazminatı sendikalı, sendikasız tüm işçiler için kazanılmış bir haktır. Keyfi işten atmalara ve kriz bahanesiyle toplu işten atmalara karşı patronların elini zayıflatan önemli bir mevzidir. Patronlar her fırsatta kıdem tazminatının bir yük olduğundan yakınmaktadır. Patronlar için, işçi sınıfının tüm kazanımları yüktür. İşçilerin haklarına patronların saldırı girişimleri her zaman devam edecektir, ta ki işçi sınıfı iktidarı bizzat ele geçirip kapitalizmi yok edene dek.

Kıdem tazminatının fona dönüştürülmesi 2002 yılından beri defalarca gündeme gelmiştir. Bununla ilgili birçok yasa taslağı hazırlandı. Hükümet ve sermaye cephesi kıdem tazminatını fona dönüştürerek, patronlar için işçi maliyetini düşürmek, esnek ve güvencesiz çalışmayı iş hayatının olmazsa olmazı haline getirmek istiyor. Sermaye sınıfı toplu işçi kıyımları için hiçbir engel istemiyor.

Ne Yapmalı?

İşçi sınıfının elinde kalan son kazanımlardan biri olan kıdem tazminatı, bugün her zamankinden daha güçlü bir tehdit altında. Türkiye’deki sınıf mücadelesi, son çeyrek yüzyıldır, çoğunlukla var olan haklarını korumak ve kullanmak üzere verildi. İşçi sınıfı yeni bir kazanım için mücadeleye girmekten maalesef uzaktı. Bu durum, işçi sınıfının örgütsüz, dağınık ve siyasi bir önderlikten yoksun olduğunun en açık göstergesidir.

Kıdem tazminatının kalkması, örgütlenmenin önünde çok ciddi sıkıntılar yaratacaktır. İşçiler, sürekli olarak işten atılma tehdidine maruz kalacaktır. Kıdem tazminatına yapılan saldırıyı bertaraf etmek, sınıf hareketinde olumlu bir ivme yakalamak için hayati önemdedir. Kıdem hakkını savunma mücadelesi, yalnızca sendika bürokrasisinin insafına bırakılamaz. Tüm emek örgütleri ve sosyalist yapılar, işyerlerinde, fabrikalarda, işçi semtlerinde, bu saldırıya karşı eylem komiteleri kurup, muhalefet ağı örmelidir. Kıdem tazminatıyla ilgili devletin işçi düşmanı politikaları teşhir edilmelidir.

Kıdem tazminatıma dokunma!

Kıdem tazminatına saldırı lafta değil, gerçekten genel grev sebebidir!

30 Ocak 2016


Notlar

[1] Sabri Çimen, Kıdem Tazminatı Hedef Tahtasında, Eylül 2011.