1 Mayıs Yazıları

28.04.2016 | Lev TROÇKİ
1 Mayıs gösterileri proletaryanın uluslararası ve ulusal durumundan bağımsız olarak her yıl belirli bir gün düzenlenmesi takvime bağlanmış geleneksel bir gösteridir. Fakat 1 Mayıs kutlamalarının tüm tarihine baktığımızda, hiçbir zaman işçi hareketinin gerçek seyrinin üzerine çıkamadığını, bilakis tamamen bu hareket tarafından belirlendiğini ve ona tabi olduğunu görüyoruz. 1 Mayıs barışçıl reformist çalışma yürüten partiler tarafından ilk baştan itibaren barışçıl eylemlere dönüştürülmüş ve böylece savaş öncesinde bütün devrimci niteliklerinden kopartılmıştı. Mektubun son satırlarında Muhalefet’in genel olarak işçi sınıfından, özel olarak da sınıfın öncüsünden asla ayrı duramayacağı –adeta bir ön kabul olarak– vurgulanmaktadır. Genel bir kural olarak söylersek, devrimciler hiçbir koşulda işçi sınıfının en mücadeleci kesiminden ayrı hareket edemezler.

[1929'da Berlin'de yasaklı 1 Mayıs'ın kanlı bir şekilde bastırılmasının ardından, Komintern Batı Avrupa Bürosu 1 Ağustos'u uluslararası "kızıl gün" ilan etti ve "sokakları fethetme" çağrısında bulundu. Komintern seksiyonları, Stalin'in bir yıl önce ilan ettiği "Üçüncü Dönem" çizgisine bağlı olarak aşırı sol bir çizgi izliyor, "devrimi hızlandırmak" için sekter eylemlere girişiyordu.

O dönem kendilerini hâlâ Komintern'in sol kanadı olarak tarif eden Troçki ve yoldaşları ("Sol Muhalefet") bu eylem kararı karşısında hangi tutumun alınması gerektiğini tartışmışlardı. Aşağıda Troçki'nin konuya ilişkin iki yazısından ilgili parçaları yayınlıyoruz. – Militan]


1 Ağustos Neler Getirecek?

26 Haziran 1929

“Komünist Enternasyonal Batı Avrupa Bürosu” tüm dünya işçilerini 1 Ağustos’ta sokaklara çıkıp gösteriler düzenlemeye çağırdı. Bu çağrı, Berlinli öncü işçilerin Alman sosyal-demokratlar tarafından hunharca bastırılmasına bir tepki olarak yapıldı. 1 Mayıs’ta işlenen tarihî suçun intikamının alınması gerektiği ve alınacağı konusunda hiçbir devrimcinin şüphesi olamaz. Burada yegâne soru, işçilerin 1 Mayıs gösterisine yapılan kanlı saldırının intikamını sosyal-demokrasiden ve onun burjuva efendilerinden ne zaman ve nasıl alacağımızdır. Komintern’in seçtiği yöntem temelden yanlıştır ve resmen yeni bir yenilgiye ortam hazırlamaktadır.

1 Mayıs gösterileri proletaryanın uluslararası ve ulusal durumundan bağımsız olarak her yıl belirli bir gün düzenlenmesi takvime bağlanmış geleneksel bir gösteridir. Fakat 1 Mayıs kutlamalarının tüm tarihine baktığımızda, hiçbir zaman işçi hareketinin gerçek seyrinin üzerine çıkamadığını, bilakis tamamen bu hareket tarafından belirlendiğini ve ona tabi olduğunu görüyoruz. 1 Mayıs barışçıl reformist çalışma yürüten partiler tarafından ilk baştan itibaren barışçıl eylemlere dönüştürülmüş ve böylece savaş öncesinde bütün devrimci niteliklerinden kopartılmıştı. Genel oy hakkının kabulü için hummalı bir mücadelenin yürütüldüğü ülkelerde 1 Mayıs kutlamaları bu mücadelenin ayrılmaz bir parçası haline getirilmişti. Rusya’daysa 1 Mayıs kutlamaları Çarlığa karşı yürütülen devrimci mücadeleyle özdeşleşmişti ve 1905’ten itibaren mücadelenin geçtiği tüm aşamaları (dört koldan yapılan saldırılardan yaprak kımıldamayan günlere kadar hepsini) yansıtmıştı. Aynı şeyi savaş sonrası Almanya’da da gördük.

Son 1 Mayıs kutlamaları sendikal hayatta, belediye ve parlamento seçimlerinde (özellikle de İngiltere ve Belçika’da) ve işçi sınıfı yaşamının diğer pek çok önemsiz tezahüründe doğal olarak yansımalarını buldu. Burjuvazinin geçtiğimiz altı yıl boyunca yaşadığı siyasal istikrarın temel dayanağı Komintern’in proletaryaya Almanya, Çin, İngiltere, Polonya ve Bulgaristan’da yenilgi yaşatan, SSCB’deyse konumunu zayıflatan politikaları; Komintern’in giderek parçalanıp dağılması ve sosyal-demokrasinin dirilişiydi. Burjuvazinin ekonomik istikrara kavuşması için siyasal istikrara kavuşması zorunlu bir ön koşuldu ve oluşan istikrar doğrudan devrimci faaliyet imkânlarını zayıflatmıştır.

[…]

İlk kez 1 Ağustos 1929′da The Militant‘ta yayınlandı.


*   *   *


1 Ağustos’a Dair Zorunlu Açıklama

Temmuz 1929

Bazı yoldaşlar “1 Ağustos Neler Getirecek?” başlıklı mektubu Muhalefet’in 1 Ağustos gösterilerine katılmamayı önerdiği biçiminde yorumlamış. Bundan daha yanlış ve gülünç bir yorum düşünülemezdi. Metnin kendisinde somut örgütsel ya da taktiksel talimatlar yer almadığı doğrudur. Fakat 1 Ağustos’la ilgili durumun farklı tarzlarda şekillendiği farklı ülkeleri ele aldığımız düşünüldüğünde, Muhalefet’in farklı ulusal gruplarına ne yapılması ve nasıl ilerlenmesi gerektiği konusunda ayrıntılı, tektip talimatlar vermesinin mümkün olmadığı da anlaşılacaktır. Muhalefet‘in yayın kurulu tarafından gönderilen mektupta çıkış noktası olarak 8 Mayıs tarihli (elimize oldukça geç ulaşan) Komintern çağrısı alınmıştı ve yazılmasının asıl amacı önceden planlanan ve niteliği 8 Mayıs çağrısı tarafından peşinen belirlenmiş olan maceracı gösterilerin iptal edilmesini sağlamaktı. Mektupta ele alınan konu genel olarak gösterilerin reddi değil, olsa olsa Berlin’deki 1 Mayıs olaylarının kötü bir karikatürü olabilecek belli türde bir gösterinin reddedilmesi gerektiğidir. Mektubun son satırlarında Muhalefet’in genel olarak işçi sınıfından, özel olarak da sınıfın öncüsünden asla ayrı duramayacağı –adeta bir ön kabul olarak– vurgulanmaktadır. Aklı başında her politik kişi için bu satırların anlamı nettir: 1 Ağustos gösterileri iptal edilmez ve Komintern tarafından planlandığı –ve bizim yanlış bulduğumuz– biçimiyle gerçekleşirse, biz bu gösterilere katılacağız ve proletaryanın öncüsüyle sorumluluğu paylaşacağız. Metnin bu kısmından çıkabilecek tek anlam budur. O halde, meramımızı neden bu açıklıkla söylemiyoruz? Çünkü belirli türde bir gösterinin iptal edilmesi çağrısı yaparken, bu gösteri her şeye rağmen gerçekleştiği takdirde yine de katılmayı isteyeceğinizi uzun uzun açıklamanın hiçbir manası yoktur. Son satırlar –bir ön kabul olarak– bunu ifade etmektedir: Genel bir kural olarak söylersek, devrimciler hiçbir koşulda işçi sınıfının en mücadeleci kesiminden ayrı hareket edemezler.

Muhalefet’in ulusal grupları bu mektubu her ülkede hâlâ gelişmekte olan, ama kesin ve son halini 1 Ağustos yaklaştıkça alacak olan duruma uygun biçimde özel çağrı veya karar metinlerinde somutlaştırabilir ve somutlaştırmalıdır.

Bu noktada, neredeyse tüm Komintern partileri 8 Mayıs çağrısı çizgisinden geri adım atmış ve belirsiz denebilecek bir tutum almış durumdadır. Bu nedenle, taarruza geçerek 8 Mayıs çağrısının tehlikeli maceracılığını açıklamak ve resmî önderliğin tamamen net bir duruş sergilemesini sağlamak bizim için her zamankinden daha büyük bir önem taşımaktadır ve her zamankinden daha elzem bir görevdir. Elbette komünist işçilere her koşulda onlarla aynı kaderi paylaşacağımızı anlatabiliriz ve anlatmalıyız. Fakat neticede, Muhalefet’in görevi yanlış çizgide olduklarında bile kitlelerin eylemlerine katılmaktan ibaret değildir. Muhalefet’in görevi kitlelere doğru yolu göstermektir. Muhalefet mektubunun yaptığı da budur.

Writings of Leon Trotsky 1929‘da (s. 204-5 ve s. 223-24) yeniden basıldı.

Çeviri: Militan