Lenin Öldü (Troçki’nin Taziye Yazısı)

20.01.2015 | Lev TROÇKİ

Lenin artık yok. Lenin’i kaybettik. Atardamarlarının işleyişini yöneten esrarengiz yasalar onun canını aldı. Hastalığın ilkinden daha şiddetli olan ikinci saldırısı on aydan fazla sürdü. Hekimlerin acı verici tabiriyle, atardamarlar mütemadiyen “oynadı”. Lenin’in hayatıyla korkunç bir oyundu bu. İlerleme, hattâ tamamen iyileşme de mümkündü, felaket de. Hepimiz iyileşeceğini umut ediyorduk, ama felaket kapımızı çaldı. Artık Vladimir İlyiç yok. Parti yetim kaldı. İşçi sınıfı yetim kaldı. Öğretmenimiz ve önderimizin ölüm haberinin uyandırdığı duygular işte bunlar. Lenin artık yok, ama Leninizm yaşıyor.

[Lenin ömrünün son birkaç yılını hastalıklarla ve felçle boğuşarak geçirmişti. 6 Mart 1923'te geçirdiği son felç hayatına fiilen son vermiş olsa da, fizikî ölümü 21 Ocak 1924'te gerçekleşti.

O sıra hastalığı nedeniyle Moskova dışında olan Troçki ölüm haberini Tiflis Garı'nda alır. O ânı otobiyografisinde şöyle anlatır: "Tiflisli yoldaşlar, Lenin'in ölümü hakkında söyleyeceğim sözü hemen söylememi istiyorlardı. Ama benim bir tek şeye ihtiyacım vardı, o da yalnız kalmaktı, elime kalem alacak halim yoktu. Telgrafın kısa sözleri kafamın içinde uğulduyordu. Ama arkadaşlar toplanmışlar, bir şey dememi bekliyorlardı. Hakları da vardı. Son ayrılık üzerine bir şeyler yazdım: Lenin öldü, Lenin artık yok… Elle yazılı bu birkaç satırı direk telle ulaştırdım." (Hayatım, Yazın Yay.,1999, s. 536.)

Aşağıda Troçki'nin kaleme aldığı bu kısa taziye yazısını yayınlıyoruz.]


Tiflis Garı, 22 Ocak 1924

Lenin artık yok. Lenin’i kaybettik. Atardamarlarının işleyişini yöneten esrarengiz yasalar onun canını aldı. Milyonlarca insanın kalbinin en derinlerinde istediği, tutkuyla umut bağladığı şey konusunda tıp çaresiz kaldı.

O eşsiz, yeri doldurulamaz büyük önder İlyiç Lenin’e yeniden can vermek, atardamarlarının sağlıklı bir şekilde yeniden çalışmasını sağlamak için ne çok insan canını bir an bile tereddüt etmeden feda ederdi. Fakat bilimin çaresiz kaldığı yerde mucize de olmadı. Lenin artık yok. Bu kelimeler denize düşen kocaman kayalar gibi bilincimize çöküyor. Doğru olabilir mi, hiç akla gelir miydi?

Bütün dünyadaki işçilerin bilinci bu gerçeği kavrayabilecek düzeyde değil, zira düşman hâlâ çok güçlü, yolumuz uzun ve o büyük görev, tarihin en büyük görevi henüz tamamlanmadı. Oysa dünya işçi sınıfının Lenin’e belki de dünya tarihinde başka hiç kimseye olmadığı kadar ihtiyacı vardı.

Hastalığın ilkinden daha şiddetli olan ikinci saldırısı on aydan fazla sürdü. Hekimlerin acı verici tabiriyle, atardamarlar mütemadiyen “oynadı”. Lenin’in hayatıyla korkunç bir oyundu bu. İlerleme, hattâ tamamen iyileşme de mümkündü, felaket de. Hepimiz iyileşeceğini umut ediyorduk, ama felaket kapımızı çaldı. Beynin nefes alma merkezi çalışmayı reddetti ve büyük dâhinin zihninin merkezini nefes almaktan mahrum bıraktı.

Artık Vladimir İlyiç yok. Parti yetim kaldı. İşçi sınıfı yetim kaldı. Öğretmenimiz ve önderimizin ölüm haberinin uyandırdığı duygular işte bunlar.

Nasıl ilerleyeceğiz, yolumuzu bulabilecek miyiz, yoksa yanlış yollara mı sapacağız? Öyle ya yoldaşlar, Lenin artık aramızda değil!

Lenin artık yok, ama Leninizm yaşıyor. Lenin’in ölümsüz yanı olan öğretisini, eserlerini, yöntemini, teşkil ettiği örneği biz yaşatıyoruz, onun kurduğu parti yaşatıyor, başında yer aldığı ve kılavuzluk ettiği ilk işçi devleti yaşatıyor.

Kalplerimiz şu an öyle keder dolu ki… Tarihin bize geçtiği kıyak sayesinde Lenin’le aynı dönemde yaşadık, onunla beraber mesai tükettik ve ondan bir şeyler öğrendik. Partimiz Leninizmin pratikteki halidir, partimiz işçilerin kolektif önderidir. Hepimizin içinde, hepimizin en iyi parçası olarak Lenin’den küçük bir parça yaşıyor.

Nasıl devam edeceğiz? Ellerimizde Leninizmin feneriyle. Yolumuzu bulabilecek miyiz? Ortak akılla, partinin kolektif iradesiyle bulacağız!

Yarın, ondan sonraki gün, bir hafta sonra, bir ay sonra “Lenin gerçekten öldü mü?” diye soracağız, zira ölümü bize uzun süre ihtimal dışı, imkânsız, doğanın dehşet uyandıracak derecede keyfi bir davranışı olarak görünecek.

Lenin’in artık hayatta olmadığını her düşündüğümüzde hissettiğimiz, kalbimize saplanan şu acı, her birimiz için bir nasihat, bir ihtar, bir çağrı olmalıdır: Sorumluluğunuz arttı. Sizi yetiştiren önderinize layık olun!

Saflarımızı ve kalplerimizi keder, yeis ve kahır içinde birleştiriyoruz; yeni mücadeleler için daha sıkı kenetleniyoruz. Yoldaşlar, kardeşler, Lenin artık aramızda değil. Elveda, İlyiç! Elveda, Önder!

22 Ocak 1924

Kaynak: Fourth International, Cilt 1, Sayı 1, Ocak-Şubat 1951, s. 29

Çeviri: Militan