Fransa: 1848 Haziran Ayaklanması – Sürekli Devrimin Provası

24.06.2011 | Harun YILMAZ
Modern toplumu ikiye bölen, uzlaşmaz çıkarlara sahip iki sınıf arasındaki ilk büyük çarpışmanın üzerinden 158 yıl geçti. “Özgürlük havarisi” Fransız burjuvazisinin demokrasiye geçmeden önce 3 bin işçiyi modernliğin kalesi Paris’in göbeğinde kılıçtan geçirdiği, Parisli işçilerin kafasına “demokrasinin beşiği”nde top yağdırdığı, 20 bin devrimciyi yargılamaya bile gerek görmeden sürgün ettiği ve 50 binini kalleşçe öldürdüğü Haziran ayaklanması; o dönemde Avrupa işçi sınıfı mücadelesi açısından bir gerilemeyi getirmiş olmasına karşın, miras bıraktığı dersler bakımından sınıf mücadelesi hanesine kazınmış önemli bir artıdır.

(1.Bölüm)

Modern toplumu ikiye bölen, uzlaşmaz çıkarlara sahip iki sınıf arasındaki ilk büyük çarpışmanın üzerinden 158 yıl geçti. “Özgürlük havarisi” Fransız burjuvazisinin demokrasiye geçmeden önce 3 bin işçiyi modernliğin kalesi Paris’in göbeğinde kılıçtan geçirdiği, Parisli işçilerin kafasına “demokrasinin beşiği”nde top yağdırdığı, 20 bin devrimciyi yargılamaya bile gerek görmeden sürgün ettiği ve 50 binini kalleşçe öldürdüğü Haziran ayaklanması; o dönemde Avrupa işçi sınıfı mücadelesi açısından bir gerilemeyi getirmiş olmasına karşın, miras bıraktığı dersler bakımından sınıf mücadelesi hanesine kazınmış önemli bir artıdır.

  • 1830 Devrimi’ne Giden Yol
  • İşçi Sınıfı Harekete Geçiyor: 1848 Harekete Geçiyor

(2.Bölüm)

Fransa’da burjuva-demokratik bir içerikle başlayan ama içinde bulunduğu nesnellikten ötürü bu sınırlı aşamada duramayacak olan 1848 Devrimi, sürekliliğini koruyamadığında kaçınılmaz olarak kendi karşıtını doğurmuştur: Sürekli kıyım. İşçi ve emekçilerin mücadelesini birtakım tarihsel şemalara uymuyor diye yarı yolda koymaya çalışmak, sınırlı hedeflere ulaşmak şöyle dursun, mücadeleyi kalkış aşamasından da geriye savuracaktır. Sürekli devrim kapsamında 1848 mücadeleleri bunun ilk örneğidir. Burjuva-demokratik dönüşüm kapsamında başlayan devrim proleter devrimiyle taçlanmadığı için ve dahası başlayan proleter ayaklanmasına diğer ülkelerdeki eşzamanlı yenilgiler eşlik ettiği için Avrupa’da “ortaçağ karanlığı” türünde bir gericilik dönemi başlamıştır.

  • İşçi Sınıfı Durmuyor: Haziran Devrimi
  • “Sürekli Devrim ya da Sürekli Kıyım”
  • 1848′de Sosyalist Devrim Olur muydu?

(3.Bölüm)

Paris ayaklanmasına kadar en kötü koşullarda çalışan, hor görülen, aşağılanan proletaryanın –şu meşhur “ayaktakımı”nın– ayaklanmasıyla neye uğradığını şaşıran egemen sınıflar, sonrasında yaptıkları “bilimsel analizler” sonucu tersi istikamette görüş bildirseler de, o dönemde Haziran ayaklanmasının sınıf karakterinden şüphe duymak akıllarına bile gelmemişti. Nasıl şüphe edebilirlerdi ki? İşadamlarının 1848 yılında Paris’e yaptıkları yatırımlarda % 54 düşüş yaşanmıştı, zira zenginlerin çoğu kenti terk etmişti. Doğa boşluğu sevmez, bunların yerini Parisli emekçi kitlelerin bilgiye olan açlığını doyurmak adına tam 479 yeni gazete almıştı! Kapitalist arz-talep yasası burada da hükmünü icra etmişti. Kitleler olağan dönemlerde kulak tıkadıkları olayları anlamak ve kendi lehlerine değiştirmek adına adeta başkalaşım geçirmişlerdi.

  • Ayaklanmadan Geriye Kalanlar
  • Sonuç