Ankara’dan Taksim’e 1 Mayıs’ta Militan Saflarına

07.05.2011 | Militanlarımızdan

Militan Devrimciler

1 Mayıs günü el emeği göz nuru pankartımız, marşımız, bayraklarımız ve sloganlarımızla kortejimizi oluşturduk ve işçi sınıfına yakışır bir disiplinle ve coşkumuzla Taksim Meydanı’nda yerimizi aldık. Devletin olanca gücüyle yaptığı saldırı boşa düşürülerek kazanılan Taksim alanı tam bir bayram yeriydi. Bu bayramın bir parçasıydık biz de. Ankara’da mücadele yürüten devrimciler olarak İstanbul’un önemini bir kez de bu meydandan görebiliyorduk. İstanbul’da yoldaşlarımızdan ve 1 Mayıs’ın görkeminden aldığımız moralle Ankara’da ve çevre illerde Militan mücadelemizi daha da yükselteceğiz.

Bizler Ankara’dan Militan devrimciler olarak Taksim’de 1 Mayıs için iki gün öncesinden  yola çıktık. 1 Mayıs’ın coşkusunu İstanbul’da tüm yoldaşlarımızla birlikte yaşayacak olmanın heyecanını ve sabırsızlığını taşıyorduk. Vardığımızda günler süren çetin hazırlığın sonuçları artık somut olarak görülüyordu. Bizler de tuttuk işlerin ucundan. Son gün Kartal’da tüm destekçilerimiz ve yoldaşlarımızla kalabalık bir şekilde son hazırlıkları tamamladık. Her şey dört dörtlük olmalıydı.

1 Mayıs günü el emeği göz nuru pankartımız, marşımız, bayraklarımız ve sloganlarımızla kortejimizi oluşturduk ve işçi sınıfına yakışır bir disiplinle ve coşkumuzla Taksim Meydanı’nda yerimizi aldık. Devletin olanca gücüyle yaptığı saldırı boşa düşürülerek kazanılan  Taksim alanı tam bir bayram yeriydi. Bu bayramın bir parçasıydık biz de. Ankara’da mücadele yürüten devrimciler olarak İstanbul’un önemini bir kez de bu meydandan görebiliyorduk. Sınıf çelişkilerinin en açık, en acımasız şekilde yaşandığı, mücadelenin kalbi olan bu şehrin göbeğinde, Taksim’de yüzbinlerce işçinin heyecanını soluduk. Kortejimizden yükselen, hep bir ağızdan 1 Mayıs’ı mücadele günü olarak haykıran sesimizin, güvencesizliğe-geleceksizliğe karşı taleplerimizin, devrime ve sosyalizme olan inancımızın, tüm alanda yüzbinlerce emekçinin sesine karıştığını görmek coşkumuza coşku kattı.

2007’den bu yana  direnerek kazanılan bu alana, gene aynı direnişçi ruh hâkimdi. Geçen sene TEKEL’i satan sendika bürokratlarını konuşturmayan direnişçi işçiler kürsüdeydi bu kez. Birçok yönden kötü bir organizasyon olmasına karşın, kürsü de geçmişe kıyasla daha renkliydi. Sınıfımızın olduğu kadar Kürt halkının da sesi duyuldu kürsüden. Tabandan yükselen mücadeleci ruhun sonucunu  açık olarak görüyorduk. Mücadele Taksim’i kazanmakla sona ermemişti. Sadece copla, gazla açık olan saldırıya karşı konulmakla yetinilmemesi; bizi pasiflikle geri düşüren ihanet çetelerine de cevaplarının verilmesi, sınıf hareketinin şu son dört senede ne kadar nitelikli bir ilerleyiş yaşadığının da göstergesiydi. Her geçen gün bir yenisi patlak veren direnişlerden taşan, karşımızdan esen rüzgârı tersine çevirecek olan bu görüntünün parçası olmak, sınıf hareketine en geri olduğu zamanlarda bile en ufak bir kuşkuyla bakmayan biz sınıf devrimcilerine çok büyük bir moral oldu.

Sınıf mücadelesinin  en anlamlı günlerinden biri olan 1 Mayıs anlamına yakışır bir şekilde kutlandı. Taksim 1 Mayıs’ı Taksim şehitlerine verilen en değerli armağan oldu. Mücadele bayrağını bu sene sadece İstanbul’da değil, birçok ilde yükseltmenin coşkusuyla geleceğe bakıyoruz. Bulunduğumuz her yerde sömürüye karşı mücadele etmenin gururunu taşıyarak, Taksim şehitleri ve tüm devrim şehitlerinin  mücadelesini devam ettirdiğimiz için bir kez daha mutlu olarak çalışmalarımıza devam etmek için kendi alanımıza döndük.

İstanbul’da yoldaşlarımızdan ve 1 Mayıs’ın görkeminden aldığımız moralle Ankara’da ve çevre illerde Militan mücadelemizi daha da yükselteceğiz.

YAŞASIN 1 MAYIS!

YAŞASIN DEVRİM VE SOSYALİZM!

YAŞASIN MİLİTAN MÜCADELEMİZ!

4 Mayıs 2011