8 Mart Alanı Sakalı Olan Olmayan Herkese Açık Olmalıdır, Yeter ki Sınıf Kardeşimiz Olsun!

17.03.2013 | Militanlarımızdan
LGBTT İstanbul 9 Mart 2013’te bir basın açıklamasıyla 8 Mart Cuma akşamı Taksim’de gerçekleştirilen ve bizim de katıldığımız yürüyüş sırasında üyelerinden birkaçının Ayşe Düzkan isimli feminist aktivistle yaşadıkları sorunu teşhir etmiş, LGBTT’lerin o alanın öznesi olduğunun feminist hareket tarafından kabullenilmesi gerektiğini vurgulamıştı. Bunun ardından Ayşe Düzkan durumun tam olarak bu şekilde gerçekleşmediğini, asıl saldırının karşı taraftan geldiğini iddia ettiği bir başka açıklamada bulundu. Tartışma sırasında orada olmadığımız ve yaşananları tam olarak bilmediğimiz için detaylara girmek yerine durumun geneli açısından tartışmayı uygun bulmaktayız: Burada da, tıpkı savaşta olduğu gibi, “ilk kimin saldırdığı” belirleyici değildir.

Devamını Oku

8 Mart ve Ortak Mücadele

08.03.2013 | Deniz KÖKSAL

Erkek egemen sistemde yaşadığımız için ve erkek işçiler de bu sistemin bir parçası oldukları için, kadınlar –aynı sınıfın parçası olmalarına karşın– erkek işçilere haklı bir önyargıyla yaklaşıyorlar. Peki, bu önyargılar ayrı mücadelenin gerekçesi olabilir mi? Soruyu başka bir şekilde soralım: Erkeklerden kaynaklı önyargının kadın ve erkeklerin ortak bir şekilde sınıf mücadelesi yürütmelerine engel olacağını savunan sosyalistler, mesela Kürt halkının ulusal mücadelesi söz konusu olduğunda da aynı görüşü (ayrı mücadele) savunuyorlar mı? 8 Mart dünya işçi sınıfının 1 Mayıs’tan sonra en önemli mücadele günüdür ve bu anlamlı günün sınıfsal özünü unutturmaya çalışanlara en güzel yanıt 8 Mart’ın ortaya çıkış sürecidir.

Devamını Oku

8 Mart “Kadınlar Günü”nde Emine Erdoğan’la Aynı Saflara!

08.03.2013 | Militanlarımızdan
Biz de diyoruz ki, egemenlere güvenmemekle birlikte, egemenlerin kadın temsilcilerine hiç güvenmiyoruz. Biz kadınları eve kapatmalarını, erkek egemen sistemlerine razı olmamızı bekleyemezler. Erkek egemen sisteminizle savaşırken, egemen olmayı öğrettiğiniz erkek sınıf kardeşlerimizi de değiştirmek için mücadele edeceğiz. Bize diyorlar ki “böyle bir günde bile bölücülük çıkartıyorsunuz, Dünya Kadınlar Günü ne güzel işte, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nden daha kapsayıcı!” Biz de diyoruz ki: Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış. Bunu diyenler acaba bilmiyorlar mı ki, 8 Mart zaten Dünya Emekçi Kadınlar Günü’dür, 1910’da emekçi kadınlar ve onun sosyalist enternasyonal örgütü tarafından ilan edilmiştir.

Devamını Oku

8 Mart Tasfiye Edilmek İsteniyor

17.02.2013 | Eda SERTAN
Bugün gelinen noktada 8 Mart fiilen tasfiye edilmek isteniyor. Ayrı mücadele bayrağı altında on küsur yıl önce başlayan tasfiyecilik son 8 Mart’ta tepe noktasına ulaştı ve son zamanların en sönük Dünya Emekçi Kadınlar Günü eylemi gerçekleştirildi. Sorun sadece burjuva feminizmini bayrak edinen grupların haremlik-selamlık eylemi tercih etmeleri değildi. Belki daha da önemli olan sorun şu ki, kadın sorununda ortak mücadeleyi savunduğunu iddia eden gruplar bile eylemi ciddiye almayan bir yaklaşım sergilediler. İşçi sınıfı mücadelesinin en önemli iki gününden biri olan ve böyle görülmesi gereken 8 Mart eylemine tüm güçlerini seferber etmek yerine, sembolik katılım sergilediler. Bu tutum sürdürüldüğü takdirde 8 Mart eyleminin tasfiye edilmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle devrimci güçlerin seferber olmaları şarttır!

Devamını Oku

Öfkeli Kadınlarla Kürtaj Eylemi

07.06.2012 | Militanlarımızdan

Gözaltında ya da gözler önünde kadınları taciz eden, tecavüz eden devletlûlara ya da diğerlerine ceza yaptırımı uygulamayan, kocası tarafından ölümle tehdit edilen kadınlara koruma sağlamayan vb. devlet, bugün gelmiş bize “Kürtaj cinayettir, insanlık suçudur!” diyor. Biz de diyoruz ki, siz egemenler mi önemsiyor insanlık suçunu? Ve gene gün içinde sürekli birileri çıkıp, çirkin bir dille bunları ifade ediyor: “Tecavüze uğrayanlar doğursun, devlet bakar!” Pozantı’da baktığınız gibi mi? Rezaletinin bininin bir para olduğu Çocuk Esirgeme Kurumları’nda baktığınız gibi mi?

Devamını Oku

Kadının Yeri Mücadelesinin Yanıdır!

15.03.2012 | Militanlarımızdan

Biz kadınların evden çıkması, sosyal güvence sahibi olması, çocuk doğurunca işten atılma korkusu yaşamaması, işyerinde erkekle aynı ücreti alabilmesi, sokakta her saat rahat rahat yürümesi, zorla evlendirilmemesi, tacize tecavüze maruz kalmaması, katledilmemesi, yani devletin kirli elleriyle sözde korumasına karşı kendi sınırını kendi çizebilmesi için, her şeyden önce KADIN olduğunu kabul ettirebilmesi için bir tek mücadele etmeye ihtiyacı var.

Devamını Oku

Kadın Doğmak Her Yerde “Sorun”, Töre Olsun Olmasın

06.03.2012 | Militanlarımızdan
Biz devrimci kadınlar biliyoruz ki, bu sistemi yıkmadığımız sürece her zaman katillerini, tecavüzcülerini, Aynur Bektaş gibi işimize son veren kadın patronlarını, kadın olduğumuz için çalışma koşullarının ve ev işçiliğinin üzerimizdeki ağırlığını her zaman göreceğiz. Yani kadın sorunu her yerde… Doğduğumuzda ailemizde başlıyor, benimsettikleri arkadaşlık ilişkilerinde devam ediyor, sokaklarda kendini gösteriyor, okullarda ve sonrasında iş hayatında… Çözümü bu sistemi yıkmak olacak, ama çevremize ve ailemize, kadın ya da erkek, annemiz ya da babamız, herkese bunu kabul ettirerek başlamalıyız.

Devamını Oku

N.Ç. Davasında Rezalet – Kahrolsun Burjuvazinin “Adalet”i!

10.10.2011 | Militanlarımızdan
Artık susmayalım! Biz içimize attıkça, biz kabullendikçe, biz ses çıkarmadıkça kadına yönelik daha nice taciz, tecavüz ve şiddet haberlerine tanık olacağız. Kadınlar olarak artık “YETER!” diyoruz. N.Ç.’nin ve şiddete, baskıya, taciz-tecavüze ve her türlü sömürüye maruz kalmış tüm kadınların davası, davamızdır. Bütün proleter, emekçi ve ev işçisi kadınlara sesleniyoruz; Tacize, tecavüze, şiddete alışmak zorunda değiliz! Bu pislik kapitalist sistemin ve onun en büyük koruyucusu devletin pisliğidir. Adil bir toplum için mücadele etmekten başka çaremiz yok! Gelin bir olalım, erkek egemen sınıflı toplumu ortadan kaldıralım! Kadın erkek birlikte Militan mücadeleye!

Devamını Oku

BROŞÜRLERİMİZ Broşürlerimizin PDF versiyonlarını buradan indirebilirsiniz.