Çekin Sapık Ellerinizi Çocukların Üstünden!

20.11.2016 | Güven YALÇIN

Sormak gerekiyor bu İslamcı sapıklara: Çok küçük yaşta, dolayısıyla rıza beyanında bile bulunamayacak bir bilinç durumunda (ufacık bir çocuğun evlilikle, cinsellikle ilgili nasıl bir fikri olabilir?), kız çocuklarını aile zoruyla, üstelik bu adiliği “çocuk gelin” yaftasıyla şirinleştirmeye çalışarak evlendirmek, tecavüze izin vermek değil de nedir? “Küçüğün rızası” diye bir şey olmaz, çekin sapık ellerinizi çocukların üstünden! Katillerin, hırsızların, kadın ve çocuk düşmanlarının bakanı Bozdağ, yüzü bir saniye olsun kızarmadan şunları nasıl yazabiliyor: “Cebir, tehdit, hile ve iradeyi sakatlayan başka bir nedenle cinsel istismar suçunu işleyenler (tecavüzcüler), bu düzenlemeden yararlanamaz.” Soruyoruz: Hangi “çocuk gelin” evliliği, “cebir, tehdit, hile ve iradeyi sakatlayan başka bir neden”le yapılmıyor? “Adam seviyorsa iş değişir” mi yani? Ne rezil mahluklarsınız siz! “Ama adam seviyormuş” diye bir şey olmaz, çekin sapık ellerinizi çocukların üstünden!

Devamını Oku

Kadının Yeni “Vatani Görevi”: Çocuk Doğurmak

26.02.2016 | Militanlarımızdan
İçeride ve dışarıda savaş politikalarına hız kesmeden devam eden AKP hükümeti, kadınlardan savaşlarda kendi sarayının çıkarları için ölecek çocuklar doğurmasını istemektedir. Kadını ötekileştirirken, iş hayatından kopartarak eve hapsetmekte ve sadece sarayın savaşı için ölecek askerler ile sermaye sınıfı için ucuz işçi yetiştirmesini istemektedir. Kadına vatani görev olarak sunulan budur.

Devamını Oku

Bursa’da Kızıl 8 Mart

16.03.2015 | Militanlarımızdan

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü uzun zamandır, tarihsel özünden ve sınıfsal karakterinden uzak, sadece kadınların katıldığı, sınıfsal özüne perde çekilen, kadın sorununun sistem sorunu olduğu gerçeğini görmezden gelen, 8 Mart’ı bir mücadele gününden çok eğlence gününe çeviren burjuva feminist dalganın gölgesinde geçmekteydi. Bursalı Militanlar olarak bu yıl 8 Mart’ın tarihsel ve sınıfsal içeriğine uygun bir eylem sergilemeyi hedef olarak önümüze koyduk. Bu hedef doğrultusunda 2005 yılında gece vardiyası sırasında çıkan yangında yanarak ölen 5 kadın tekstil işçisinin katledildiği Özay Tekstil önünde 8 Mart eylemi yapmayı gündemimize aldık. Fakat bu yıl 8 Mart’ın Pazar gününe denk gelmesi, fabrikanın kapalı olması nedeniyle, eylemimizi Fomara-Kent Meydanı arasında yapmaya karar verdik.

Devamını Oku

Kapitalist Sistemde Kadın Olmak

16.03.2015 | Militanlarımızdan
8 Mart “Ben de varım!” demek içindir. “Ben erkeğin bir parçasından yaratılmadım!”, “Ben köle değilim!” demek içindir. Çığlıkların en çok duyulduğu zamanlardır 8 Mart. Sokakların her köşesinde kadınların haykırışıdır 8 Mart. Kızıldır 8 Mart. Sistemi yıkmadan özgür olamaz kadın. Kadının her yerini zincirleyen sistemin zincirlerini koparmadan özgürlükten bahsedemeyiz. Özgür kadın, örgütlü kadındır! Özgür kadın, haykıran kadındır! Özgür kadın, mücadele eden kadındır. Kadın olmadan devrim olmaz, devrim olmadan kadın kurtulmaz!

Devamını Oku

Stalinizm ve Kadın Sorunu

08.03.2015 | Deniz KÖKSAL
Kadınların aktif siyasete katılımını engellemek üzere, 1925’te aylık kadın dergisi, 1926’da kadın sekreterliği, birkaç yıl sonra ise kadınlar için özel olarak kurulmuş ilk “bakanlık” olan Jenotdel kapatıldı. Dünyanın gelmiş geçmiş en demokratik anayasası diye duyurulan 1936 anayasasının ilanıyla kürtajın tamamen yasaklanması kol kola gitti. Boşanma masrafları artırılarak boşanma zorlaştırıldı. Çocuk doğurma özendirildi, bekârlara ve az çocuklu ailelere cezalandırıcı vergiler getirildi. Meşru-gayrimeşru çocuk ayrımı yeniden yürürlüğe koyuldu. Kız çocuklarına okullarda annelik ve ev kadınlığı dersleri verilmeye başlandı. Eşit işe eşit ücret uygulaması ve kadın emeğini koruyan diğer yasalar açık açık çiğnenir oldu.

Devamını Oku

Marksizm ve Kadın Sorunu

07.03.2014 | Berna IRMAK – Deniz KÖKSAL

kadın sorunu

Bugüne kadarki tüm yazılı tarih, kadınların ezilmesinin, aşağılanmasının ve yok sayılmasının tarihidir. Kadınlar sınıflı toplumlarda arka plana itilmiş, çeşitli haksızlıklara maruz bırakılmış, dövülmüş, aşağılanmış, yok sayılmışlardır. Sömürünün, baskının, ezilmenin çifte niteliğini anlamayan bir işçi hareketinin başarıya ulaşması mümkün değildir. Sorunu yalnızca ilk kısımla (işçi sınıfının ezilmesiyle) sınırlayan ya da kadınların maruz kaldıkları kaba ezilme biçimlerini görmekle yetinip, ince, incelikli ayrımcılık ve ezme biçimlerine göz kapayarak, “neticede bütün işçiler eziliyor” diyen bir hareket, işçi sınıfının yarısıyla ilişkilerini asla belli bir seviyenin ötesine geçiremeyeceğinden, hiçbir zaman başarıya ulaşamayacaktır.

Devamını Oku

Özgecan’ı Katledenlere ve Yardakçılarına Soracak Hesabımız Var!

16.02.2015 | Militanlarımızdan
Dört bir yandan kadınlara, maruz kaldıkları sorunlara karşı daha kapalı giyinmeleri, geç saatte dışarıda olmamaları, toplum içinde yüksek sesle gülmemeleri, hattâ konuşmamaları çözüm önerisi olarak sunuluyor. Sokaktaki caniler özgürce varlığını sürdürürken, kadınların özgürlüğünden vazgeçmesi isteniyor. Oysa ki kadınlar esas şimdi sokakta olmalı! Şimdi, bizi eve kapamak isteyenlerle bizler nasıl “bir” olabilir, birleşebiliriz? AKP iktidarı döneminde 200′den fazla polis, 100′e yakın asker, onlarca özel timci ve korucu tecavüzden yargılandı, ama ne hikmetse hepsi de beraat etti, AKP gibi “ak” çıktı! Nasıl olur da bunlarla biz tek yürek olabiliriz? Timsah gözyaşlarınızı kendinize saklayın tecavüzcüler ve onların yardakçıları! Cinsiyeti nedeniyle ömür boyu maruz kalacağı ayrımcılığa karşı her kadın; evde, okulda, işyerinde amansız bir mücadele vermek zorundadır.

Devamını Oku

Kadın Cinayetleri Siyasidir, Tecavüzler Siyasidir!

16.02.2015 | Militanlarımızdan
Artık bize düşenin farkına varmalıyız; kadın cinayetleri siyasidir, tecavüzler siyasidir! Eğer biz bu yaşananların siyasi olduğunu görmezsek bunlar birbirinden bağımsız münferit vakalar olarak kalır, biz de Özgecanlara ağlamaya devam ederiz. Biz ağladıkça bu köhne toplumun yılmaz savunucuları, olan biteni seyretmeye devam eder, buna rağmen “ben kadın erkek eşitliğine inanmıyorum” ya da “tecavüze uğrayan kadın doğursun, devlet bakar” diye pislik kusar. Bunların hukukçuları da 11 yaşındaki çocuğa tecavüz etmeye çalışırken suçüstü yapılana “tecavüz eylemi teşebbüs aşamasında kaldı” diye ceza indirimi, zihinsel engelli kıza tecavüz davasında “iyi hal” indirimi, 13 yaşındaki çocuğa tecavüz davasında “rızası vardı” indirimi uygular.

Devamını Oku

Edirne TÖK’te Kadın Sorunu

29.10.2014 | Militanlarımızdan
TTB-TÖK (Türk Tabipleri Birliği-Tıp Öğrenci Kolu) sağlığın herkese eşit ve ücretsiz sunulması gereken bir hak olduğu gerçeğini esas alır, tıp öğrencilerinin gelecekteki demokratik meslek örgütü olan TTB ve tabip odalarıyla etkileşimini sağlar, tıp öğrencilerinin demokratik ilkeler ışığında doğrudan doğruya kendi sorunlarına ve ülke sorunlarına yönelik kamuoyu oluşturmaya çalışır. (Bu açıklamalar TTB-TÖK İç Tüzüğü’nden alınmıştır.) Edirne’deki devrimci tıp öğrencileri olarak biz de kendi yerelimizdeki TÖK’te faaliyet yürütmekteyiz. Bu yazıda buradaki TÖK çalışmaları ve iç çatışmalarından deneyimlediklerimi aktarmak ve esasen Edirne TÖK’te yaşanan kadın sorununa dair yakıcı bir olayı anlatmak istiyorum.

Devamını Oku

Biz Kadınlar Hayatın Her Alanındayız!

17.03.2013 | Militanlarımızdan

Kadınlar erkeklerle birlikte mücadeleyi yükseltmelidir. Örgütlülük biz işçilerin yegâne gücüdür. Patronlar kadın-erkek bütün işçileri sömürürken kadın sorunu erkekler olmadan, onlarla birlikte erkek egemenliğine karşı mücadele etmeden tam anlamıyla çözülemeyecektir. Hiçbir reformist hareket kadınların üzerindeki baskıların kaldırılmasına yetmez. İşte bu düşüncelerle 10 Mart günü Militan kadınlar olarak Kadıköy’deki 8 Mart eylemine katıldık. Maalesef sadece “Militan kadınlar” diyorum, çünkü bilindiği gibi kadın sorununu tam manasıyla kavramaktan uzak olan grupların dayatması sonucu eylem artık harem-selamlık yapılıyor. Yine de biz sloganlarımız, dövizlerimiz ve duruşumuzla bu eylemde 8 Mart’ın kızıl niteliğini vurguladık.

Devamını Oku

BROŞÜRLERİMİZ Broşürlerimizin PDF versiyonlarını buradan indirebilirsiniz.