Hugo Chávez ve Venezuela Dosyası

08.03.2013 | MİLİTAN

Son dönemde Venezuela ve Latin Amerika siyasetine damga vurmakla kalmayıp, yirmibirinci yüzyıl sol hareketine de fazlasıyla etkide bulunmuş olan Hugo Chávez hayatını kaybetti. Chávez’in ölümüyle birlikte, on küsur yıldır sol harekete ve burjuva medyaya damga vuran yaklaşım daha güçlü bir şekilde kendisini gösterdi. Chávez’i yere göğe sığdıramayan güzellemecilerle, Chávez’in şahsında sol düşünceye duyduğu bütün nefreti kusan ve Chávez’i iblisleştirenler birkaç gündür yine işbaşındalar. Bu vesileyle, Venezuela Devrimi’nin başlangıcından pasif karşıdevrimle düzene eklemlendiği döneme kadar uzanan süreçte sitemizde yayınlanan yazıları yeniden ziyaret etmenin yararlı olacağı düşüncesindeyiz.

Devamını Oku

Fransa Neden Devrimle Değil, Şoven’le Anılır Oldu?

10.12.2012 | Harun YILMAZ

Engels’in “tarihsel sınıf mücadelelerinin her zaman sonuna kadar götürüldüğü ve en keskin biçimlere büründüğü ülke” diye nitelendirdiği Fransa’da devrim neden bu zamana kadar başarıya ulaşmadı? Gerçekten de devrimlerin beşiği olarak bilinen, işçi sınıfı ve emekçilere 1789-93 Devrimi’ni, 1848 Devrimlerini, 1871 Paris Komünü’nü, 1968 baharını armağan etmiş olan Fransa’nın bugün popüler tahayyülde “devrim”le değil de, yine siyasi lügate Fransa’nın armağan ettiği “şovenizm” kelimesiyle anılması (“Fransızlar çok milliyetçi, İngilizce bile konuşmuyorlar!”) üzücü ve düşündürücüdür. Boğaziçi Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan Fransa’nın Kısa Tarihi bu soruya yanıt bulmamızı sağlayabilir.

Devamını Oku

Mısır Dosyası

10.12.2012 | MİLİTAN

Mısır’da sekter sosyalistleri korkutacak gelişmeler yaşanıyor. Devrimin ilk başladığı günden bu yana Mısır’daki mücadele kafalarındaki devrim şemalarına uymuyor, İslamcısından liberaline, reformistinden Erdoğan’ına kadar çok geniş kesimlerden de “destek” görüyor diye Mısır Devrimi’ne “emperyalizmin oyunu” damgasını yapıştıranlar, yeniden yükselen mücadele dalgası karşısında dut yemiş bülbülü oynuyorlar. Mısır’da anayasa tartışmaları ve cumhurbaşkanının yetkilerinin artırılması etrafında dönen tartışmalarla kitle mücadelesi yeniden başladı ve Tahrir Meydanı yeniden onbinlerle doldu, ama artık sokaktaki kitlelerin arasında İslamcılar ve burjuva gericiler yok. Mısır Devrimi’nin başladığı 25 Ocak 2011’den itibaren sitemizde yayınlanan yazıları Mısır’daki gelişmeleri anlamak adına yeniden ziyaret etmenin yararlı olacağı düşüncesindeyiz.

Devamını Oku

Türk Burjuvazisi Gözünü Kararttı

16.10.2012 | Sinan KARASU
Türkiye’nin artık ciddi ciddi savaş hazırlıkları yaptığı açıktır. Bugün savaşa girmesinin önünde en büyük engel, TC’nin egemenlerinin bile Suriye’ye askeri müdahalenin devleti nasıl bir bataklığa saplayacağını az biraz görüyor olmalarıdır. Fakat sürecin başından beri belirttiğimiz gibi, görmek ayrı şey, görüp de durmak apayrı bir şey. Kapitalistlerden ya da kapitalist devletlerden her daim “rasyonel” olanı tercih etmelerini beklemek kapitalizmin işleyişini anlamamaktır. Kapitalizm sermayenin kâr hırsının yönlendirdiği bir sistemdir. Küçülmemenin tek çaresi büyümektir. Bu yönetici ilke kapitalist aktörleri risk almaya iter. TC tam da bu nedenle içeride Kürt sorununun şahsında kendi Suriyeleri, kendi Libyaları varken sürecin başından itibaren böyle bir tutum aldı.

Devamını Oku

Suriye ve Kürt Sorunu

04.09.2012 | Harun YILMAZ
“Demokrasi” ihraç etmeye gelince mangalda kül bırakmayan AKP, içeride demokratik taleplerin her birine ceberut devlet geleneğinin meşum yüzüyle karşılık veriyor. Masum sivillerin katledilmesine seyirci kalamayacağını her fırsatta bağıran hükümet, iş cinayetlerinde birinciliği kimselere bırakmıyor. Polis şiddetinden ölen masumların haddi hesabı yok. Küçük çocuklara toplu tecavüz ve taciz vakalarının sayısı, bu alçakların devletten gördükleri şefkatten, AKP’nin “siz tecavüz edin, biz doğana bakarız” desteğinden, burjuva köşe yazarlarının kâh olimpiyatlar kâh Kürt sorunu bağlamında ağızlarından salyalar akıtarak yazdıkları kadın düşmanı laflardan ötürü iyice artıyor. Alevilere yönelik taciz ve tehditler her an patlamaya hazır bir bomba niteliği taşıyor.

Devamını Oku

Erdoğan’dan İtiraf: Yardım Değil, Emperyalist Yatırım

04.07.2012 | Deniz KÖKSAL
Başbakan Erdoğan’ın geçtiğimiz haftasonu Kayseri’de yaptığı konuşma Türk burjuvazisinin nereden nereye geldiğini ve emperyalist kimliğini gözler önüne seriyor. “Türkiye Kuzey Afrika’da ne arıyor? Türkiye Suriye’de neyin peşinde?” sorularının cevabı açıktır: ABD Irak’ta neyin peşindeyse, Rusya Suriye’de neyin peşindeyse, Almanya Yunanistan’da neyin peşindeyse, Türkiye de onun peşindedir! Türk burjuvazisinin dünyanın çeşitli yerlerinde sermaye yatırımları vardır ve bu payını, bu payla birlikte nüfuz alanlarını artırma derdindedir.

Devamını Oku

Düşürülen Savaş Uçağıyla Emperyalist Yatırım

27.06.2012 | Harun YILMAZ
Her emperyalist savaş ya da kapitalistler arası kapışma kamuoyunda “haklı bir gerekçe”ye dayandırılmaya çalışılır. Geriye doğru gidersek, 11 Eylül saldırılarını takiben ABD emperyalizminin “teröre karşı savaş”ından, Birinci Dünya Savaşı öncesinde bir Sırp öğrencinin Avusturya-Macaristan veliahdını öldürmesine kadar her savaş emperyalistler tarafından incelikle örülmüştür. Bu olay aynı bağlama oturmaktadır. Bu nedenle, Suriye tarafından uçağının düşürülmesine Türkiye’nin yanıtının ne olması gerektiği sorusu baştan aşağı yanlış bir sorudur. Yanlış sorunun doğru cevabı olmaz. Bu soru sürecin başını ve sonunu (Türkiye’nin Suriye’ye emperyalist müdahalenin elebaşı rolüne soyunduğu gerçeğini) göz ardı etmektedir.

Devamını Oku

Dün Amerikan Askerleri Silahlarını Kendi Burjuvalarına Çevirdiler!
Irwin Shaw’un Ölüleri Gömün’ü

09.04.2012 | Deniz KÖKSAL

Biz Türkiyeli işçiler ve emekçiler de Shaw’un ölü askerleri gibi sermayenin askeri olmayacağımızı ve silahlarımızı kendi burjuvalarımıza (asker ya da sivil) doğrultacağımızı söyleyecek miyiz, yoksa türlü bahanelerle yan mı çizeceğiz? Oyunun sergilendiği salonda savaş karşıtı söylemleri var gücüyle alkışlayan, silahlar komutanlara doğrultulduğunda adeta galeyana gelen seyirciler, yarın Türk devletinin “Ölüleri Gömün”ü çekilse ve sahnenin sol köşesinde Amerikan bayrağı yerine Türk bayrağı dalgalansa aynı tutumu sergilerler mi? Yok eğer sergilemezlerse, buna “ele verir talkını kendi yutar salkımı” denir mi?

Devamını Oku

Rus Tayyip’i Putin Yeniden Devlet Başkanı

06.03.2012 | Harun YILMAZ
Rusya yirminci yüzyıla başında bir Çar’la girmişti, yirmibirinci yüzyıla da bir “Çar”la giriyor. Pazar günü yapılan seçimlerde başbakan Putin yüzde 64 oy alarak yeniden devlet başkanı oldu. Putin’in defalarca seçilebilmiş olması, AKP örneğinde olduğu gibi, geniş kesimlerde “neden?” sorusunun sorulmasına yol açıyor. Benzerlik tesadüfi değil: Putin Rusya’nın Tayyip’i rolündedir (ya da tersi). Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi, berbat bir 90’lar süreci 2000’e doğru bir ekonomik krizle taçlanmış ve Putin ülkeyi bu dibe vurmuşluktan “kurtaran adam” olarak sivrilmiştir.

Devamını Oku

Türkiye Sosyalist Hareketinde 1914 Türü Bir Bölünmeye Doğru?
Libya ve Suriye Meselesinin Düşündürdükleri

15.02.2011 | Sinan KARASU
Libya ve Suriye sorununda solun aldığı tutumun ve deyim yerindeyse, koparılan yaygaranın nedeni, anavatan savunmacılığıyla ilintisidir. Bugün Libya ve Suriye’ye destek verenler, yarın (aynı duruma düşmesi durumunda) Türkiye’ye de destek verecekler ve burjuva devlet birdenbire “meşru” hale gelecektir. Bu tutumun Türkiye sosyalist hareketini 1914 türünde bir bölünme ve kamplaşmayla karşı karşıya bırakması kaçınılmazdır. Türkiye’de böyle bir bölünme (tabii eğer bir birlikten bahsedilebilirse) kaçınılmazdır. Sonuçta bugün devrimci sol harekette, Tek-Gıda İş başkanını savunabilen de var, Esad’ı savunan (yani yarın Erdoğan’ı da savunabilecek olan) da; AKP’nin iplerinin tamamen ABD’nin elinde olduğunu ve Türkiye’de olup bitenlerden AKP’nin bile haberdar olmadığını savunan da var, milli bayramları kutlayan da…

Devamını Oku

BROŞÜRLERİMİZ Broşürlerimizin PDF versiyonlarını buradan indirebilirsiniz.