Darbe Süreci Bir Eksen Kaymasının Başlangıcı mı?

26.07.2016 | Sinan KARASU
Tüm bunlar Türkiye’nin bir eksen kayması içinde olduğunu mu gösteriyor? Kritik soru şu: ABD ve genel olarak Batı emperyalizmi Tayyip’ten desteğini çekti mi çekmedi mi? Kokteyl darbeye ABD’nin verdiği aleni ya da zımni destekten hareketle Tayyip “bundan böyle Batı’dan bana ekmek çıkmayacak ve ben de yüzümü Rusya’ya, Şangay Beşlisi’ne çevirmeliyim” sonucu çıkardı mı çıkarmadı mı? Geride kalan on günün sonunda ilk izlenim Tayyip’in ABD-AB’den umudunu kestiği ve Avrasyacılığa meylettiği yönünde. Zaten ulusalcı ortaklarının düşleri hep bu çizgide olduğundan; Tayyip’in idam tartışmasını bugün bile sürdürüyor olması, NATO’dan çıkma ihtimalini dillendirmesi, Türkiye’nin uzun zamandır Körfez sermayesiyle iyi ilişkileri vb. gibi etkenler bir araya geldiğinde Türkiye’nin yüzünü artık “Doğu’ya” çevirecek olmasından bahsedilebilir. Her halükarda, şu an Rusya’yla ilişkiler birkaç ay önce düşünülemeyecek kadar iyi, daha doğrusu Tayyip’in tamamen biat etmesi sonucu sorunlardan temizlenmiş durumda.

Devamını Oku

Paris Katliamının Ardından

09.12.2015 | Güven YALÇIN
Hem Paris saldırısının yarattığı göçmen karşıtı tepkiden hem de aşırı sağın bu tepkiyi büyütmeye oynayarak seçimin ilk turundan galip çıkmasından olumsuz etkilenen iki kesim olacaktır: Göçmen işçiler ve Fransız solunun içindeki enternasyonalist kanat. Avrupa solu, Müslümanlara yönelik ayrımcılığa karşı durarak büyük bir iş başarmaktadır, ama bunu yaparken siyasal İslamın nasıl bir bela olduğunu da göz ardı etmemelidir, zira bu zamana kadar sıradan dindarlarla siyasal İslamcılar arasında gerçek anlamda hiçbir ayrım yapmamıştır. Bu zorlu döneme bu ayrımı yapan enternasyonalist bir çizgiyle girilirse, siyasal İslamdan nefret eden ama İslamcı saldırılar karşısında haklı olarak korkuya kapılıp bir çıkış arayan kesimleri sağın eline düşmekten (yılana sarılmaktan) kurtarmak mümkün olabilir. Aksi takdirde Fransa’daki son seçimlerde görüldüğü gibi, Avrupa’da ırkçı sağ, kendisi gibi faşist olan İslamcıların yaptıklarından güçlenerek çıkar.

Devamını Oku

Düşürülen Rus Uçağı: Sonuçlar ve Olasılıklar

09.12.2015 | Taylan YÜCEL
Diğer yandan, Türkiye’deki mevcut yönetim tam bir ahmaklar konseyidir. Hiçbir burjuva hükümetini salt akıl temelinde açıklamaya çalışmamak gerekir elbette, ama Erdoğan (ve yaveri Davutoğlu’nun) yönetimi akıldan yoksunluğuyla bilhassa sivrilmektedir. Bu bağlamda, biz Rus uçağının düşürülmesinin arkasında bazı incelikli nedenler ararken, bu hamle aslında pekâlâ çapsız bir hükümetin aptallığı da olabilir. Bu bağlamda, TSK’nin Rus uçağını düşürmesi, Suriye ve Ortadoğu üzerinden şekillenecek bir emperyalist savaşın saflarını şekillendirebileceği gibi, Erdoğan’ın içeride milliyetçiliği güçlendirmek suretiyle başkanlık hesaplarının bir parçası olarak da okunabilir.

Devamını Oku

Paris Katliamı: Ne İlk Ne Son

21.11.2015 | Berna IRMAK

IŞİD’in ortaya çıkmasında ve palazlanmasında tüm emperyalist devletler ortaktır. Başlangıçta Ortadoğu’da kendi ihtiyaçları doğrultusunda kullanabildikleri bir yapıyken, gelinen noktada güçlenmiş ve hem değirmenin suyunun kesilmesine tepki olarak kendini göstermesi bakımından, hem de emperyalist devletlerin kendi aralarındaki rekabette kullandıkları bir piyon olarak patlayıcılığı artmış ve daha geniş alanlara yayılmıştır. Fakat bu “bağımsızlaşmanın” tam olarak emperyalistlerin zararına olduğu söylenemez. Tıpkı 11 Eylül saldırılarını ABD’nin terörle mücadele kapsamında tüm toplumsal alanı denetim altına almak için kullanması ve Irak Savaşı’nın gerekçesi haline getirmesi gibi; bugün Paris katliamı da, özellikle AB ülkelerinde toplumsal muhalefete yönelik saldırıların bahanesi haline gelecektir ve Ortadoğu’ya yapılacak kanlı müdahaleleri meşru göstermenin zemini olacaktır.

Devamını Oku

Devrimci Bir Enternasyonalʼin İnşası: Görevler ve Güçlükler

22.09.2015 | Harun YILMAZ
Enternasyonal parti anlayışı Stalinizmin işçi hareketindeki yarım asrı aşkın egemenliğinden ötürü muazzam yara almıştır. Öyle ki, bu milliyetçi yozlaşma sadece Stalinist ya da merkezci akımlara değil, Troçkist harekete de darbe vurmuştur. Bugün Enternasyonal parti anlayışı dendiğinde, tepe noktasını Üçüncü Enternasyonalʼde (ve onun mirasçısı olan, ama ölü doğan Dördüncü Enternasyonalʼde) bulan merkeziyetçi, ulusal seksiyonlara dayalı tek bir Enternasyonal parti akla gelmiyor ve ne yazık ki dünya genelinde egemen olan da bu değildir. Bugün onlarca Enternasyonal parti olmasına karşın, işçi sınıfına önderlik edebilecek devrimci Marksist bir parti yoktur, oysa böyle bir parti inşası sadece Türkiyeʼde değil, tüm dünyada devrimci Marksistlerin en acil görevi ve ihtiyacıdır.

Devamını Oku

Tayyip Ülkeyi Seçime Değil Savaşa Götürüyor

03.09.2015 | Harun YILMAZ
AKP’nin 13 yıldır iktidarda kalmasının sırrı muhalefetin siyaset üretememesidir. 7 Haziran öncesinde hem CHP hem de HDP kendi kulvarlarında bir siyaset ürettiler ve bunun karşılığını sandıkta –değişen oranlarda– aldılar. AKP, daha doğrusu Tayyip ise ilk kez kendi sağ çizgisinde bile hiçbir siyaset üretemeden tam bir pespayelikle seçime girdi ve birinci parti olarak çıksa da istediğini alamayıp yenildi. 7 Haziran sonrasındaysa işler tersine döndü. HDP ilk başlarda yanlış tutum almış olsa da, bugün PKK’ye silah bırakma çağrısında bulunmakla doğru bir siyasi hat izlemektedir. Savaşı sadece Tayyip istiyor ve bunu teşhir etmenin yolu da düşmanın elindeki kozları bir bir almaktır. İlk kez “şehit cenazeleri”nde bu denli tepkiler duyuluyor. Tam da bu havanın tersine dönüp milliyetçi bir yola kanalize olmasını engellemek için doğru hamlelerde bulunmak gerekiyor.

Devamını Oku

Yunanistan Krizi Üzerine Tezler

09.07.2015 | Sinan KARASU
Borç meselesi ekonomik değil, siyasi bir meseledir. Başka bir deyişle, mesele borcu kimin, hangi koşullarda reddettiğidir. Kapitalizmin sınırları içinde kalarak borcun reddedilmesi, en az kabul edilmesi kadar kötü koşullara yol açacaktır. Mesele borca karşı siyasi bir tutum almaktır. Borcun kapitalist sistemin borcu olduğunu ortaya koymadan doğru, devrimci bir siyasi tutum alınamaz. Bolşeviklerin 1917 Ekim Devrimi’nden sonra Çarlık borçlarını reddetmiş olmaları, devrimci tutumu borçların tümden reddedilmesiyle özdeşleştirmeye yol açmıştır. Oysa bu “red” meselenin sadece bir ayağıdır. Yunanistan işçi ve emekçilerine sunulacak alternatif “borçlu kapitalizmi mi, borçsuz kapitalizm mi?” değil, kapitalizmi tümden ortadan kaldırmaktır. Bu adımı attıktan sonra borç da görüşülür harç da!

Devamını Oku

Mısır’ı Bir de Troçki’den Dinleyin!

06.07.2013 | Sinan KARASU

egypt 2013 july

Mübarek diktatörlüğünün yerine kendi diktatörlüğünü geçirmeye çalışan Mursi ve arkasındaki İhvan yönetimi daha ilk yılı dolmadan muazzam bir kitle hareketiyle karşı karşıya kaldı. Bir günde 20 milyondan fazla insanın sokaklara döküldüğü olaylar, yüzde bilmem kaçını evde tutmamayı tercih eden Mursi’nin zıtlaşmasıyla iyice büyüdü. Ölü ve yaralı sayısının artmasını fırsat bilen ordu, 2 yıl önce İhvan’ın yaptığını yapıp rol çaldı ve (bu kez) İhvan’ın yapamadığını yapıp kitle hareketinin başını yedi: Mursi askeri darbeyle devrildi. Marksistler açısından bu müdahalenin anlamı açıktır: Mısırlı işçi ve emekçiler yağmurdan kaçarken doluya tutulmuştur! Diğer yandan, Türkiye’de “ulusalcı”ların yaptığı gibi, ılımlı İslam’ın sonunun geldiği nidaları için henüz çok erken olduğunu gösteren işaretler yok değildir. Bu darbe Mısır’a uzun yıllar AKP türü bir ılımlı İslam dayatmanın başlangıcı da olabilir pekâlâ. Yok eğer emperyalizm Ortadoğu’da strateji değişikliğine gidiyorsa, bu süreç, er ya da geç, Erdoğan’ın da başını yer!

Devamını Oku

Erdoğan’ın ABD Gezisi – Taze Emperyalistin Emperyalizmle İmtihanı

27.06.2013 | Harun YILMAZ
Erdoğan Reyhanlı patlamalarından sadece birkaç gün sonra bir uçak dolusu burjuvayla birlikte ABD’nin yolunu tuttu. “Halk adamı” Erdoğan siyasi açıdan sorumlusu olduğu patlamaların açıklamasını yapmak üzere Reyhanlı’ya gitmek yerine, temsilcisi olduğu sermayedarlarla birlikte ABD’ye ticari geziye çıkmayı yeğledi. Lafa gelince “ortak acı”dan, “milli birlik ve beraberlik”ten bahseden kapitalistler ve burjuva siyasetçileri, ortak yatırımların ve sermayenin milletlerarası birliğinin çok daha önemli olduğu düşüncesiyle ABD’ye çıkarma yaptılar. Zaten “ortak acılar” denen palavra sermayenin kâr arzusundan daha önemli değilken başka türlüsü de beklenemezdi. Türkiye çoktan emperyalistleşmiş ve kendi özerk emperyal çıkarları uğruna diplomatik ve askeri hamlelerde bulunmaktadır. Bu hamleler işçi sınıfı için daha fazla sömürü, daha fazla kan, daha fazla gözyaşı demektir. “Büyük devlet”, “büyük Türkiye” böyle olunuyor.

Devamını Oku

Reyhanlı Patlamaları ve Suriye Meselesi

19.05.2013 | Sinan KARASU
AKP’nin “büyük devlet olmanın gereği”yle ilgili vecibeleri, “emperyal devlet” olma planları, “stratejik derinliği” ve “vizyonu” ilk büyük semeresini verdi ve Reyhanlı’da art arda patlayan bombalarla onlarca insan yaşamını yitirdi. Türkiye’nin emperyalist emelleri, başta Ortadoğu’da olmak üzere sınır ötesinde rüştünü ispatlama arzusuyla giriştiği maceralar bir kez daha işçi ve emekçilere ölüm ve acı olarak geri dönüyor. Özellikle de Irak ve Mısır’daki yeniden yapılanmanın ardından, ABD için Suriye öncelikli bir mesele değildir. Türkiye’nin ABD’den onay almadan ve isteği hilafına mevcut politikalarını sürdürdüğünü söylemek ne kadar yanlışsa, ABD’nin Suriye’den Irak gibi bir muradı olduğunu söylemek de bir o kadar yanlıştır. Meselenin bu kadar uzamasının başlıca nedeni budur.

Devamını Oku

BROŞÜRLERİMİZ Broşürlerimizin PDF versiyonlarını buradan indirebilirsiniz.