1917: Şubat’ta Sosyalist Partiler (2. Bölüm)

13.05.2012 | Sinan KARASU

Bolşeviklerin Şubat Devrimi’nin başlarında dağınıklık sergilediklerini ve Şubat Devrimi başlamadan önce de bu dağınıklığın görüldüğünü söylemek gerekiyor. Bunu söylemek Bolşevik Parti’nin devrim öncesinde en örgütlü, en sağlam parti olduğu gerçeğini değiştirmez, aksine tersinden doğrular. Bolşevikler yukarıda bahsedilen çeşitli nedenlerle, ama her şeyden de önce Lenin’in yokluğundan ötürü savaş dönemini göreli bir dağınıklık içinde geçirmiş olmalarına karşın, temel sağlam olduğundan bu eksiği hemen kapayabilmiş ve Ekim’de işçi sınıfına iktidar yolunda önderlik edebilmişlerdi. Devrimci parti kusursuz, yanlışsız bir makine değil, canlı bir organizmadır.

Devamını Oku

TOGO Ayakkabı’da Direniş Sürüyor!

13.05.2012 | Militanlarımızdan

9 Mayıs günü ODTÜ’de yapılan “Geleneksel Devrim Yürüyüşü”ne TOGO işçilerini de katarak işçi-öğrenci birlikte yürüdük ve sloganlarımızı haykırdık. Yürüyüşümüzü Devrim Stadyumu’nda bitirdikten sonra işçilerle beraber stada mumlarla “DEVRİM” yazdık ve günü işçilerden birinin stattaki binlerce kişiyi direnişe davet eden konuşmasıyla ve binlerce kişinin attığı sloganlarla tamamladık. Başlattığımız kampanya kapsamında ertesi gün direniş alanına öğrencilerle ve bazı sendikalarla birlikte bir yürüyüş ve TOGO önünde basın açıklaması yapmayı planlamıştık. Ancak Perşembe sabahı patron günlerdir fabrika avlusunda beslediği polisi işçilerin üzerine saldırttı ve polis 28 işçiyi gözaltına aldı. Gerekçe ise direniş alanına pankart asmış olmalarıydı!

Devamını Oku

1917: Şubat’ta Sosyalist Partiler (1. Bölüm)*

07.05.2012 | Sinan KARASU
Şubat’tan sonra ortaya çıkan duruma bakıldığında, yolun sonuna kadar gidilmesinin önünde nesnel açıdan bir engel olmadığı açıkça görülebilir. Gerçek güç Sovyetlerin ve dolayısıyla Sovyetlerin kontrolünü elinde bulunduran uzlaşmacı (“ılımlı”) sosyalistlerin elindeydi. Ama bu sosyalistler, adı üzerinde, uzlaşmacıydı, yani sosyalizme ilerlemek değil, burjuvaziyle uzlaşmak derdindeydiler. Üstelik güçler dengesi bir uzlaşmayı şart koştuğu için değil, güçlü olduklarını bizzat bilmelerine karşın uzlaşma derdindeydiler. Neden?

Devamını Oku

2012 Taksim 1 Mayıs’ından İzlenimler

07.05.2012 | Militanlarımızdan

Yürüyüşün başlamasını beklerken boş durmuyorduk. İşçi sınıfı boşluğu sevmez! Bir yandan halaylarımızı çekerek coşkumuzu artırıyor, öte yandan sloganlarımızla taleplerimizi haykırıyorduk: Yaşasın 1 Mayıs, Biji Yek Gulan! Taksim kızıldır kızıl kalacak! Devrim şehitleri ölümsüzdür! Eşit işe ücret! Hükümet elini kıdemimden çek! Yaşasın Militan mücadelemiz! Kadın erkek el ele Militan mücadeleye! Yaşasın halkların kardeşliği! Biji biratiya gelan! Tayyip elini Suriye’den çek! Sermayenin askeri olmayacağız! Savaşa değil eğitime, sağlığa bütçe!

Devamını Oku

1 Mayıs’ta Militan Saflara!

26.04.2012 | MİLİTAN
2007’de başlayan Taksim 1 Mayıs alanı mücadelesinin de gösterdiği gibi, Türkiye işçi sınıfı dünyaları devirecek güçtedir, fakat bugün dünyanın sahibi olan burjuvaziye kıyasla son derece örgütsüzdür. Türkiye işçi sınıfı ekonomik ve siyasal örgütlerinin güçsüzlüğü nedeniyle, Taksim zaferini bile hak ettiği şekilde koruyamamıştır. Öyle ki, Erdoğan ve onu tekrarlayan bazı solcular Taksim’in söke söke alınmadığını, ihsan edildiğini propaganda yapabilmektedir. 1 Mayıs’a girerken tüm dünyada işçilerin önündeki en önemli görev bu önderlik sorununu çözmek, işçi sınıfının Enternasyonal partisini kurmaktır.

Devamını Oku

1 Mayıs ve Enternasyonal

28.04.2011 | Leon TROÇKİ
1 Mayıs bayramına atfedilen esas görev, ekonomik bir kategori olarak işçi sınıfını kelimenin sosyolojik anlamında işçi sınıfına dönüştürme, yani tüm çıkarlarının bilincinde olan ve proletarya diktatörlüğü ve sosyalist devrim için çabalayan bir sınıf yaratma sürecini kolaylaştırmaktı. Bu bakış açısına göre, 1 Mayıs’ta en uygun eylem tarzı sosyalist devrimi destekleyen gösteriler yapmaktı. Fakat işçi sınıfının o dönem geçmekte olduğu gelişme aşamasında, çoğunluk, sekiz saatlik işgünü talebinin önlerindeki görevi yerine getirmek için daha iyi bir cevap sunduğunu gördü. 1 Mayıs bayramı yavaş yavaş dünya proletaryasının mücadele aracı olmaktan çıktı ve tek tek her ülkenin işçilerinin kendi yerel çıkarları için verdikleri mücadelenin bir aracına dönüştü.

Devamını Oku

Adaletsizliğe, sömürüye karşı 1 Mayıs’ta Militan saflara!

26.04.2012 | Militanlarımızdan
Güvencesiz çalışmaya, taşeronlaşmaya ve sendikasızlaştırmaya karşı, işsizliğe son verilmesi ve herkese iş hakkı için 1 Mayıs’ta MİLİTAN SAFLARA! Sağlıkta dönüşüm projesi ile sağlık alanının talan edilmesine ve sağlık kurumlarının sermayeye peşkeş çekilmesine karşı 1 Mayıs’ta MİLİTAN SAFLARA! Kadın cinayetlerine, şiddete, kapitalist sisteme karşı kadınların özgürlüğü için 1 Mayıs’ta MİLİTAN SAFLARA! Yoldaşlarım! Burjuvalara, emek düşmanı sermayedarlara dimdik ayakta olduğumuzu göstermek için 1 Mayıs işçi bayramında İMD ile MİLİTAN SAFLARA!

Devamını Oku

Zaman”e Solcuları – Kto Kovo?

18.04.2012 | Deniz KÖKSAL
Marksistlerin “burjuva gazetelerde yazmama” gibi bir ilkeleri hiçbir zaman olmamıştır, bu kürsüden yararlanabilirler, hattâ yararlanmalıdırlar. Burada mesele, Rusların siyaset teorisine kattıkları bir tabirle, “Kto kovo” meselesidir: Kim kimi yutacak? Solculardan yararlanmak isteyen sermaye mi, yoksa tam tersi mi? Şu soruyu cevaplamadan doğru yol bulunamaz: “Ben sosyalistim ve düzene karşıyım. O halde, burjuva gazetesi neden bana teveccüh göstersin?” Çünkü iki taraf da birbirinden yararlanmaya çalışıyor: Kto kovo? Maalesef Türkiye’de düzen gazetelerinde yazan veya röportaj veren sosyalistlerin çoğunluğu bu ilkeyi gözetmiyor ve zamanın ruhuna uyuyorlar.

Devamını Oku

Dün Amerikan Askerleri Silahlarını Kendi Burjuvalarına Çevirdiler!
Irwin Shaw’un Ölüleri Gömün’ü

09.04.2012 | Deniz KÖKSAL

Biz Türkiyeli işçiler ve emekçiler de Shaw’un ölü askerleri gibi sermayenin askeri olmayacağımızı ve silahlarımızı kendi burjuvalarımıza (asker ya da sivil) doğrultacağımızı söyleyecek miyiz, yoksa türlü bahanelerle yan mı çizeceğiz? Oyunun sergilendiği salonda savaş karşıtı söylemleri var gücüyle alkışlayan, silahlar komutanlara doğrultulduğunda adeta galeyana gelen seyirciler, yarın Türk devletinin “Ölüleri Gömün”ü çekilse ve sahnenin sol köşesinde Amerikan bayrağı yerine Türk bayrağı dalgalansa aynı tutumu sergilerler mi? Yok eğer sergilemezlerse, buna “ele verir talkını kendi yutar salkımı” denir mi?

Devamını Oku

“12 Eylül Davası” ve Tartışmaları

09.04.2012 | Militanlarımızdan

“12 Eylül’le hesaplaşma” AKP’nin anayasa referandumundaki en büyük yemi olduğundan tartışmalar da peşi sıra geldi. Sanki referandumdan bu yana ülkede anti-demokratik uygulamalar ve yargı terörü artmamış gibi, referandumdan aldığı ivmeyle AKP ceberrut devlet kimliğinin yeniden yerleştirilmesi olan “yeni” konseptini devreye sokmamış gibi ve son olarak, daha birkaç gün önce referandumdaki bir başka yem olan “sendikal özgürlükler” ormanına yeni sendika yasasını dikmemiş gibi, başta Erdoğan olmak üzere “evet”çiler epey bir gürültü kopardılar.

Devamını Oku

BROŞÜRLERİMİZ Broşürlerimizin PDF versiyonlarını buradan indirebilirsiniz.